Bir önceki postumda yavru kedicikle yaşadığım sıkıntıları paylaşmıştım.
Destek olduğunuz için çok teşekkür ederim.
Saçma sapan her türlü soruma cevap verdiniz, kendi yaşadığınız zorlukları ve nasıl üstesinden geldiğinizi paylaşıp, yalnız bırakmadınız beni.
Kediciğe bakarken çok faydalı şeyler öğrendim sizden.
Toplamda sadece 7 gün bakabildim ama bu süre içinde ayağı tamamen iyileşti, artık aksamıyordu.
Kilo almıştı, canlanmıştı kediciğim.
Ancak önümde beni bekleyen sınav maratonu yüzünden onu veterinere teslim etmek zorunda kaldım.
Veterinerlmlz Zeytin Minnoş'a güzel bir yuva bulacak.
Aslında şu önümüzdeki 6 ay boyunca ona bakabilcek birini bulabilseydim, sonrasında kedimi geri alır, ben bakardım ama kimseyi bulamadım malesef.
Yorumlarda evin önünde besleyebileceğimden bahsedenler oldu, bunu ben de düşündüm ama yaklaşan soğuk ve yağmurlu günler nedeniyle bu fikirden vazgeçtim.
Hiç beklemiyordum ama kedimi veterinere teslim ederken çok ağladım :(
Zannettiğimden fazla bağlanmışım ona.
Hala sabahları uyandığımda kedimi vermediğimi zannederek, odanın içinde onu arıyorum.
Sonra.. Sonrası vicdan azabı...
Onunla ilgili çektiğim videoları izliyorum...
Çocuğum gibi olmuştu Zeytin Minnoş.
Ama onun için en uygunu buydu diye avutuyorum kendimi.
Evinde hayvan besleyenlere saygım şimdi daha da çok arttı.
Çok fedakarca bir şey bu yaptığınız ve ben bunu kesinlikle beceremedim.
Tek yapabildiğim onu sokaktan kurtarmak oldu malesef :(
Yazarken en zorlandığım postlardan biri oldu bu yazı.
Aslında çok da utandım.
Kocaman evde herkese, her şeye yer buldukta, bir kediye yer bulamadık :((
Keşke sınavım olmasaydı, belki o zaman her şey farklı olabilirdi...
O zaman kedime bakabilirdim.
Ama ben bunu hiç bir zaman bilemeyeceğim malesef...
:(((((
