13 Temmuz 2014 Pazar

Ramazan Geldi, Kendimizi Nadasa Bıraktık.




  • Uzun bir aradan sonra merhaba. Daha önce yazmak istesem de elim bir türlü gitmedi, zaten yoğunluktan da fırsat bulabilirmiydim bilmiyorum. Havalar ısınmaya başlayınca ve işleri de yoluna koyunca yazmak geldi içimden.Zaten malum ramazan ayında bu sıcaklarda insanın hiç bir şey yapası gelmiyor, sizi bilmem ama ben iftara kadar iptal oluyorum resmen, her işimi iftardan sonraya erteliyorum, iftardan sonra da vakit çok kısa olduğundan bu ay neredeyse hiç bir işimi bitiremedim. Zaten nöbetlerde oruç halimizle nasıl nöbet tuttuğumuzu hiç sormayın :( Her şey bir yana sanki çok enerjik bir insanmışım ve bu sıcakta oruç sanki hiç etkilemiyormuş gibi bir de ingilizce kursuna başladım, ingilizceyi anlamak konusunda sıkıntım yok çok şükür ama çoğumuzda olduğu gibi speaking konusunda ben de problem yaşayan bir insanım ve bu durumu geliştirmek için başladım kursa. Kurstan çok memnunum gerçekten, dersi anlatan hocamız da çok tatlı bir bayan ama bu ay gerçekten çok zorlandığım bir gerçek. Umarım ingilizce konusunda artık bir yerlere varabilirim.
  • Bu aralar yapmaktan en çok keyif aldığım şey balkonda sebze fideleri ve tohumlarla vakit geçirmek. Şu anda elimde domates, patlıcan, kırmızı ve yeşil biber, kabak, çilek, avakado, nane, pazı ve yeşil soğan var. onların günden güne büyüdüğünü görmek, her sabah elimin toprağa yeşilliğe değmesi huzur veriyor. 
  • Ben cherrry domates ekmiştim fide halini. Şu anda 4-5 tane domatesim kızardı, olgunlaştı bile. Büyük bir leğen içerisine patates ektim bir de, henüz bi geliişme yok, tarım konusunda deneysel çalışmalar yapıyorum kendimce ama sebze meyvelerle uğraşmak dinlendiriyor beni. Elimdeki tohumlardan tere, dereotu, maydanoz, roka ve süs biberi ektim. Hepsi filizlendiler ama henüz oldukça küçükler. Biraz daha büyüdükleri zaman onların da fotoğrafını koyarım belki.
  • İnternette daha doğrusu instagramda #kenttarımı ,  #urbanfarming diye arattığınız zaman balkon sebzeciliği konusunda pek çok paylaşım görebilirsiniz. Ben de ordan görüp birşeyler esinleniyorum. Geçenlerde İbeking'in havuç ektiğini ve aldığı ilk hasatı görünce hazır elimde tohum varken ben de ekeyim dedim ve derince bir saksıya birkaç adet havuç tohumu ektim, şimdi ilk filizlerini verdiler. Küçükken tarladan taze havuç söktüğüm zamanı hatırlıyorum, kokusu hala aklımdadır, o yüzden belki havuç konusunda bu kadar heveslendim. İlk hasatımı alacağım zamanı heyecanla bekliyorum ben de.
  • Geçen sene arkadaşımın verdiği karanfilin saksısını bu sene değiştirdim, artık kurumaya başlamıştı, umarım kurtarabilirim diye düşünüyordum. Yeni saksıya geçince karanfiller serpilip büyüdü, hatta bir kaç tane çiçek açtı hemen ve o kadar güzel kokuyorlar ki anlatamam :) Diğer bir çiçeğim ise sevdiceğin aldığı siklomen. Benimkinin bir süre sonra çiçekleri döküldü hatta bitkinin kendisi de çürümek üzereydi, onun da saksısını değiştirince en azında artık yaprakları duruyor ama artık çiçek vermez bu sene sanırım. Hani bazı insanlar vardır, onların elinde, evinde bitkiler daha bir serpilir, ben nedense onlardan değilim sanıyorum ama inatla bitki yetiştirmeye davam edeceğim 
  • Agustos geldiğinde bu çiçek ve sabzelerin arasında balkkon keyfi yapmak, çayımı-kahvemi yudumlarken kitabımı okumak heyecanla beklediğim, gerçekleşmesini istediğim hayalim.
  • Bunun dışında evi toparlamaya, organize etmeye çalışıyorum, 10-15 gün içinde aynı binada başka bir daireye taşınıcam o yüzden bir yanda da toparlanmaya yıkanacak eşyaları yıkayıp kaldırmaya çalışıyorum. Taşınma işi biraz zahmetli olduğundan bir sonraki yazı biraz geç gelebilir, belki yani yazıyı yeni evimden yazarım artık. Bu arada ara verdiğim kitap okumalarına başladım yeniden, üzerimdeki ölü toprağını atmaya çalışıyorum. Tatil planları yapıyorum bir yandan, yurt dışı tatili çok istiyordum bu sene kardeşimle birlikte ama onun pasaportuyla ilgili çıkan bi sorun yüzünden alamadı pasaportunu, bu yüzden yurtdışı tatil planlarımız suya düştü, belki birkaç günlüğüne yurtiçinde bir yerlere kaçabilirim.
  • Belki hazır yıllık izne çıkmak üzereyken spora başlarım, hep yapmayı istediğim ama sürekli ertelediğim bir şey spor. Aslında yakınlarda olsa yogaya gitme niyetim var ama malesef sporla yetinmem gerek şimdilik.
 
  • Bunların dışında bugün kardeşimle uzun zamandır elimizde olan Lady Diana'nın hayatını anlatan Naomi Watts'ın oynadığı DIANA filmini izledik. Benim için Diana prensesliğe en çok yakışan  isimlerden birisi ve öldüğü zaman çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Bu açıdan filmden
    etkilendiğimi söyleyebilirim ve aslında bilmediğim bir kaç gerçeği de öğrenmiş oldum böylece. Ama daha güzel bir film çekilebilirdi belki de, yaşadığı dönemde zamanının en güçlü kadını olan Lady Diana için biraz sönük kalmış bu film.


  • Son olarak yeni başladığım kitabımdan bahsetmek istiyorum. Tesla'nın Kutusu, yazarı Samantha Hurt. Ünlü bilim adamı Nicola Tesla'nın hayatından esinlenerek yazılmış bir roman, bildiğim kadarıyla otobiyografik bir roman değil ama henüz başlardayım o yüzden emin değilim. Tesla hakkında bilgisi olmayanlar için, Edison ile aynı dönemde yaşamışlar ve Tesla Edison'un kendi fikirlerini çalarak ünlü olduğunu söyleyerek insanlara küsmüş ve yalnız ve aç bir halde hayata veda etmiş, yaşarken kıymeti anlaşılamamış büyük bir mucit. Hatta Prestij adlı Christopher Nolan'ın filminde (benim izlediğim en iyi film sıralamasında birinci sırada yer alır)
    hatırlarsanız iki sihirbaz (sihirbazlardan biri Christian Bale, diğer Hugh Jackman )birbirleriyle yarışa giriyorlar ve Hugh Jackman Bale'i yenmek için mucit Nicola Tesla'nın yanına gidip kendisinden bir makine yapmasını rica ediyor. Bu filmi izleyenler Tesla'nın ne gibi icatlarla uğraştığı konusunda fikir sahibi olabilirler. Alttaki resim Prestij filminden bir sahne. Sağdaki ilk kişi Tesla'nın yardımcısı, ortadaki kişi Nicola Tesla'yı filmde canlandıran oyuncu, soldaki kişi de Hugh Jackman tabii ki.
    Tesla'dan bu kadar çok bahsetmişken bir de bu bilim adamının kendi fotoğrafını koymadan geçersek ayıp olur.
                                                                    Nicola Tesla
  • Ben kitabı 2010 yılında Kocaeli Kitap Fuarı'ndan almıştım, okumak şimdi nasip oldu, sonunu nasıl getirecekler, nasıl bir kurgusu var merak ediyorum.
  • Şimdilik benden bu kadar. Herkese enerjisi yüksek bir hafta diliyorum, görüşmek üzere..

5 yorum:

CEREN DEREN dedi ki...

Diana yı seyrettim ama yüzeysel buldum daha derin işlenebilirdi Prestij güzel bir filmdi.Oyuncular rollerinin hakkını vermişler :)

drwilldone dedi ki...

Hakikaten çok yüzeysel geçilmiş, mesela benzer bir film olan The İron Lady'de hem konu hem oyunculuk çok üst düzeydeydi. Prestij cok çok güzel bir filmdi, defalarca izledim, yine de izlemekten sıkılmam :)

CEREN DEREN dedi ki...

Kusura bakma biraz filmkolik bir halim var.Unutmuşum diğer yazacaklarımı
O kadar yorgunluk arası ekim işleri de yapıyorsun ya hayran kaldım enerjine :)

drwilldone dedi ki...

@CERENDEREN: Toprakla uğraşmak benim yorgunluğumu alıyor, nöbetten yorgun argın eve geldiğimde ilk işim balkona çıkıp ektiğim bitkilerin ne kadar büyüdüğünü görmek :) Bana acaip huzur veriyor, ben terazi burcuyum belki de o yüzden bu kadar mutlu ediyor beni toprakla ilgili şeyler :)

beyza aydin baser dedi ki...

Prestiji izledim yakın zaman içinde. Hakikaten güzel filmdi. Hatta bir kaç gün önce MR çekilmem gerekti. Testin adının Tesla olduğunu görünce "tarihe mâl olmak böyle bir şey" diye geçti içimden:)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...