Herkese merhaba,
Bir blogumun olduğunu bile unutmuşken ne oldu da yeni bir post yazmaya başladım diye merak edenlerden misiniz? Öyleyse dinleyin :)
Şu anda İtalya'nın Vercelli şehrinde Erasmus Exchange Programı sayesinde eğitim görüyorum. Üniversitede akademik personel olan kişiler için Erasmus ofisinin bu şekilde uygulaması varmış, benim de yakın zamanda yani sene başında haberim oldu aslında. Ben sadece üniversite öğrencileri erasmustan faydalanabiliyor sanıyordum ve üniversite zamanında erasmusla yurt dışı deneyimim olmadığı için üzülüyordum ama sene başında hocalarımız böyle bir uygulama olduğundan ve gitmek isteyen akademik personelin başvurabileceğinden bahsetti ve tabii ki benim de başvurmam gerektiği konusunda biraz zorladılar diyelim :) İşin aslı asistanlık sürecimin sonlarına yaklaşmışken ve yazmam gereken bir tez ve bitirme sınavı beni beklerken yurt dışına çıkma fikrine sıcak bakmamıştım ama bir şekilde başvurmak durumunda kaldım. Aman zaten bana çıkmaz diye de rahatım yerindeydi ama sonuçlar açıklanınca bu hakkı kazandığım belli oldu ve Avrupa'da gidebileceğim alanımla ilgili hastaneleri araştırmaya başladım. Pek çok ülkeden ve hastaneden kabul almış olsam da ben İtalya'yı seçtim ve sonunda buradayım :) Erasmus süreciyle ilgili daha çok bilgi almak isterseniz çok daha uzun ve ayrıntılı bir post yapabilirim ama şu anda ayrıntılarla burayı doldurmak istemiyorum. Merak eden varsa mail yoluyla bana ulaşıp oradan da bilgi sahibi olabilir, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
Bu arada blogu nereden hatırladığımı konuşuyorduk. Az önce ramazana ayının son sahurunu yapmış ve internette dolaşırken bir sebepten mail kutumu kontrol etmem gerekti ve eskiye doğru tüm maillerimi taramaya başladım. Farkettim ki uzun süredir post yazmadığım için beni merak eden ve yazmam konusunda beni teşvik eden bir sürü mail almışım vakti zamanında ama ben bunların hiç birine cevap vermemişim, işin aslı bu mailleri okumuşum ama okuduğumu bile hatırlamıyorum. Muhtemelen hayatımın oldukça yoğun bir dönemiydi ve ben yeni bir şehre geldiğim için yeni iş ve şehir hayatıma uyum sağlamaya çalışıyordum,bu yüzden yoğunlukta bu mailleri okuduğumu bile farketmedim ama en azında o mailleri cevap vermesem de silmemişim ve şimdi belki 2 yıl önce atılan mailler bana bloga yeniden yazabilmek konusunda ilham verdi. Günümüzde artık blog yazan pek kimse kalmadı, daha çok youtube üzerinde bu iş günlük vlog tarzında dönüyor. Bazılarını ben de çok eğlenceli buluyorum ve günlük vloglarını takip ettiğim bir kaç hesap var. Hatta bir ara Damla'ya özenip kamera almıştım, ben de kitaplar konusunda video çekip youtube hesabı açarım diye ama o iş de kaldı bir şekilde.
Herneyse, sonuç olarak buradayım ve bir şeyler yazmayı özlemişim gerçekten. Bu post böyle bir içi döküş yazısı şeklinde olsun. Belki bundan sonraki postları haftalık ya da 2-3 günde bir güncellenecek günlük vlog tarzında yazarım,şimdilik bilemiyorum, ben bazı hesapların günlük ne yaptığını çok merak ediyorum. Hatta bir hesap vardı, çook eskiden biz daha bu blog olaylarına yeni başladığımız zamanlarda, sanırım yaşı 50-60 arasında bir bayandı, günlük ne yaptığını, hazırladığı kahvaltı, akşam yemeği gibi şeyleri, okuduğu kitapları 2-3 günde bir post halinde araya fotoğraflar ekleyerek anlatırdı ve ben o zamanlar heyecanla bir sonraki yazısını takip ederdim. Belki aranızdan birilerinin de bu tarz postlar ilgisini çeker. Uzun zamandır yazmıyor olmam nedeniyle burada olduğumu bilen kimse olmayacak bir süre belki ama ben yine de bir şeyler yazmak istiyorum, umarım burası tekrar eski günlerine dönebilir...
Bu aralar neler yaptığıma gelince, 3 gün önce Gilmore Girls adlı diziye başladım. Genç yaşta anne olmuş ve kızını kendi başına büyütmeye çalışan eğlenceli Lorelai ile kızı Rory'nin hikayesini anlatıyor. Ben genellikle fantastik ya da polisiye tarzı dizi izleyen biri olarak bu dizi hoşuma gitti çünkü beni güldürüyor ve diyaloglar gerçekten çok hoş.
Onun dışında İtalya'ya gelirken bagaj hakkımı doldurduğum için sadece bir kitap getirebildim. O da şu:
Daha yeni başladım ama okumaya çok fırsatım olmadı henüz. İtalya'dan Türkiye'ye dönmeme 7 gün kaldı. Belki kitabı dönerken hava alanında bekleyeceğim sürede okumak için bırakırım. Zira uzun bir bekleyiş süreci olacak benim için :(
Yarın akşam nöbeti olan biri için şu an sabah 07:00 ve artık uyusam iyi olur. Yarın akşam saat 20:00'de hastaneye nöbete gideceğim ve son iftar için erken uyanıp bir şeyler hazırlamam gerek,çünkü iftar saatinde hastanede yemek yiyebileceğim açık bir yer olmayacak ve evden kendi yemeğimi kendim götürmem gerek. O yüzden ben kaçtım, Bu arada hepinizin mübarek ramazan bayramı şimdiden kutlu olsun. Ben sevdiklerimden ayrı bir bayram geçirmenin hüznü içerisindeyim, umarım siz sevdiklerinizle birlikte bol baklavalı günler geçirirsiniz :) Tekrar görüşmek üzere...
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Haziran 2017 Cumartesi
29 Nisan 2014 Salı
Bir dizi - Bir kitap
- Son zamanlarda kitap okuyamadığımı, elime aldığımı da bir türlü bitiremediğimi söylemiştim. Sonunda şeytanın bacağını kırmış olabilirim, belki de kırmamışımdır ve bu durum geçicidir, şimdilik bilemiyorum :)
- D&R'da kitabı elime alıp arkasını okur okumaz bu kitabı mutlaka okumalıyım demiştim, hatta bir tane de o anda birlikte alışveriş yaptığımız yakın arkadaşım için almıştım. Bu aralar nöbetlerden fırsat bulunca hemen elime alıp bir solukta okudum. Çok keyifli ve bir yandan gülüp bir yandan altını çize çize bitirdim kitabı. Türkiye'de belli bir yaşa gelen kadınların evlenmek üzerine nasıl programlandıklarını, bunu nasıl saplantı haline getirdiklerini tam anlamıyla anlatmış yazar. Okurken evet bu tam da böyle oluyor diyorsunuz. Kadın-erkek ilişkilerine ve aileler üzerine keyifli bir roman olmuş, her kadına şiddetle tavsiye ediyorum, okurken acayip keyif aldım, ben kitabın ikincisinin de çıkacağını düşünüyorum,çünkü bir anda bitiyor kitap, umarım yazar beni duyar da ikinci kitabını da yayınlar :)
- Diğer bir konu ise beni meraklandıran bir dizi haberi. Başrollerinde Clive Owen'ın oynayacağı iki yüzyıl önce tıp mesleğinin ne zorluklarla icra edildiğini anlatan bir cerrahın ve hemşirelerin hikayesi. 10 bölümlük mini bir dizi olarak yaz aylarında yayınlanacakmış. Daha fazla bilgi ve videolar için şuraya lütfen.
- Diziler hakkında henüz başlamadığım ama yazmaya niyetlendiğim dolu dolu bir post var aklımda. Malum Game of Thrones ve Da Vinci's Demons başladı. Once Upon A Time ve Elementary de bir yandan devam ediyor. Fırsat bulabilirsem bir sonra ki yazıda onlarla ilgili olsun.
Etiketler:
bir doktorun günlüğü,
dizi,
dizi önerileri,
kitap
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Opal - Jennifer L. Armentrout
Yaklaşık on dakika önce Lux serisin 3. kitabı olan Opal'i bitirdim.
Bu kadın kitapların sonunu bitirmek konusunda çok vicdansız bence.
Tamam, kitaptaki başrol karakterlerden birinin başına bunun geleceğini az çok biliyorduk, en azından hayal etmiştik hepimiz ama böyle bitermi be?
Yine bir solukta okuduğumuz bir kitap olmuş.
Yine bir solukta okuduğumuz bir kitap olmuş.
Öff, spoiler vermeden de hiç bir şey anlatılmiyor ki .
O yüzden yazının bundan sonrası tamemn spoiler içerir, serinin 3. kitabını okuduysanız,
bu yazıyı okumaya devam edin, yorumlarda birlikte tartışalım, kitabi okumayanlar, ehh daha fazla okumasın artık :)
Öncelikle son ktapta hatırladığınız üzere Daemon'un öldü sanılan erkek kardeşi tutsaklıktan kurtulup eve dönmüştü.
Kitap boyunca bir yandan Dawson'ın geri dönmesi ile ilgili uyum sağlama çabalarına tanıklık ediyoruz, bir yandan da birlikte kayboldukları sevgilisi Beth'i kurtarmak için çabalamasını izliyoruz. Bu kısım oldukça acıklıydı ki bazı yerlerde Katy'nin gözlerinin dolduğunu görüyoruz.
Diğer taraftan Adam öldüğü icin Dee Katy'yi affetmedi ve ona soğuk davranıyor, oysa ki onlarin birlikte takılmalarını özledik, neyse ki kitabın sonuna doğru aralarındaki buzlar biraz olsun eriyor.
En önemli gelişmelerden biri herkese ihanet eden ve Adam'ı öldüren Blake işbirliği iddiası ile geri dönüyor, malesef kitabın sonuna kadar ben de Blake'in bu sefer niyetinin kötü olmadığına inanmıştım, ama ters köşe olduk hepimiz.
O yüzden yazının bundan sonrası tamemn spoiler içerir, serinin 3. kitabını okuduysanız,
bu yazıyı okumaya devam edin, yorumlarda birlikte tartışalım, kitabi okumayanlar, ehh daha fazla okumasın artık :)
Öncelikle son ktapta hatırladığınız üzere Daemon'un öldü sanılan erkek kardeşi tutsaklıktan kurtulup eve dönmüştü.
Kitap boyunca bir yandan Dawson'ın geri dönmesi ile ilgili uyum sağlama çabalarına tanıklık ediyoruz, bir yandan da birlikte kayboldukları sevgilisi Beth'i kurtarmak için çabalamasını izliyoruz. Bu kısım oldukça acıklıydı ki bazı yerlerde Katy'nin gözlerinin dolduğunu görüyoruz.
Diğer taraftan Adam öldüğü icin Dee Katy'yi affetmedi ve ona soğuk davranıyor, oysa ki onlarin birlikte takılmalarını özledik, neyse ki kitabın sonuna doğru aralarındaki buzlar biraz olsun eriyor.
En önemli gelişmelerden biri herkese ihanet eden ve Adam'ı öldüren Blake işbirliği iddiası ile geri dönüyor, malesef kitabın sonuna kadar ben de Blake'in bu sefer niyetinin kötü olmadığına inanmıştım, ama ters köşe olduk hepimiz.
Tamam Chris' i kurtarmak istemesi güzel ama bunun icin herkesi satması...
Kitap boyunca Daemon ve Katy'nin o özlediğimiz didişmelerini görüyoruz hep, eğer kitap böyle mutsuz bir sonla bitmeseydi, serinin en mutlu kitabı bu olurdu sanıyorum.
Bundan sonra ne olacak çok merak ediyorum.
Katy de Beth gibi aklını kaçıracak mı, yoksa zaten amaç hep Katy'yi ele geçirmek miydi?
Bir sonra ki kitap hemen çıksa da merakımızı gidersek keşke.
Bu sene Dex yayınlarından birbiri ardına mükemmel ötesi kitaplar çıktı, umarım bu ve benzer serileri devam kitaplarını bir an önce çevirirler.
Bu arada Origin yurt dışında 27 agustosta okuyucularla buluşacak ancak ülkemizde ne zaman yayınlanacak belli degil henüz.
Kitap ile ilgili bir güzel haber de Obsidiyen serisi film olacakmış :)
Oyuncu kadrosu ve filmin ne zaman çekilmeye başlayacağı henüz belli değil ama yine de aşırısı aşırısı güzel bir haber :)
Kitap boyunca Daemon ve Katy'nin o özlediğimiz didişmelerini görüyoruz hep, eğer kitap böyle mutsuz bir sonla bitmeseydi, serinin en mutlu kitabı bu olurdu sanıyorum.
Bundan sonra ne olacak çok merak ediyorum.
Katy de Beth gibi aklını kaçıracak mı, yoksa zaten amaç hep Katy'yi ele geçirmek miydi?
Bir sonra ki kitap hemen çıksa da merakımızı gidersek keşke.
Bu sene Dex yayınlarından birbiri ardına mükemmel ötesi kitaplar çıktı, umarım bu ve benzer serileri devam kitaplarını bir an önce çevirirler.
Bu arada Origin yurt dışında 27 agustosta okuyucularla buluşacak ancak ülkemizde ne zaman yayınlanacak belli degil henüz.
Kitap ile ilgili bir güzel haber de Obsidiyen serisi film olacakmış :)
Oyuncu kadrosu ve filmin ne zaman çekilmeye başlayacağı henüz belli değil ama yine de aşırısı aşırısı güzel bir haber :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
