kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Opal - Jennifer L. Armentrout



Yaklaşık on dakika önce Lux serisin 3. kitabı olan Opal'i bitirdim. 
Bu kadın kitapların sonunu bitirmek konusunda çok vicdansız bence. 
Tamam, kitaptaki başrol karakterlerden birinin başına bunun geleceğini az çok biliyorduk, en azından hayal etmiştik hepimiz ama böyle bitermi be?
Yine bir solukta okuduğumuz bir kitap olmuş. 
Öff, spoiler vermeden de hiç bir şey anlatılmiyor ki .
O yüzden yazının bundan sonrası tamemn spoiler içerir, serinin 3. kitabını okuduysanız,
bu yazıyı okumaya devam edin, yorumlarda birlikte tartışalım,  kitabi okumayanlar, ehh daha fazla okumasın artık :)

Öncelikle son ktapta hatırladığınız üzere Daemon'un öldü sanılan erkek kardeşi tutsaklıktan kurtulup eve dönmüştü.
Kitap boyunca bir yandan Dawson'ın geri dönmesi ile ilgili uyum sağlama çabalarına tanıklık ediyoruz, bir yandan da birlikte kayboldukları sevgilisi Beth'i kurtarmak için çabalamasını izliyoruz. Bu kısım oldukça acıklıydı ki bazı yerlerde Katy'nin gözlerinin dolduğunu görüyoruz.
Diğer taraftan Adam öldüğü icin Dee Katy'yi affetmedi ve ona soğuk davranıyor,  oysa ki onlarin birlikte takılmalarını özledik, neyse ki kitabın sonuna doğru aralarındaki buzlar biraz olsun eriyor.
En önemli gelişmelerden biri herkese ihanet eden ve Adam'ı öldüren Blake işbirliği iddiası ile geri dönüyor, malesef kitabın sonuna kadar ben de Blake'in bu sefer niyetinin kötü olmadığına inanmıştım,  ama ters köşe olduk hepimiz. 
Tamam Chris' i kurtarmak istemesi güzel ama bunun icin herkesi satması...

Kitap boyunca Daemon ve Katy'nin  o özlediğimiz didişmelerini görüyoruz hep, eğer kitap böyle mutsuz bir sonla bitmeseydi,  serinin  en mutlu kitabı bu olurdu sanıyorum.
Bundan sonra ne olacak çok merak ediyorum.
Katy de Beth gibi aklını kaçıracak mı, yoksa zaten amaç hep Katy'yi ele geçirmek miydi?
Bir sonra ki kitap hemen çıksa da merakımızı gidersek keşke.
Bu sene Dex yayınlarından birbiri ardına mükemmel ötesi kitaplar çıktı,   umarım bu ve benzer serileri  devam kitaplarını bir an önce çevirirler.
Bu arada Origin yurt dışında 27 agustosta okuyucularla buluşacak ancak ülkemizde ne zaman yayınlanacak belli degil henüz.
Kitap ile ilgili bir güzel haber de Obsidiyen serisi film olacakmış :)
Oyuncu kadrosu ve filmin ne zaman çekilmeye başlayacağı henüz belli değil ama yine de aşırısı aşırısı güzel bir haber :)

5 Mart 2013 Salı

Firmin / Sam Savage






Fıstıklı Tombi'nin blogunda görmüştüm bu kitabı. İtiraf ediyorum kapağı çok komik geldiği için aldım.
Ama inanılmaz eğlenceli bir kitap.
Kitap kurdumuz Firmin, sıradışı bir fare.
Önceleri yaşadığı yer olan kütüphanedeki kitapları yeme takıntısı başlıyor.
Sonraları kitapları yerken yavaş yavaş okumaya da başlıyor.
Sonunda " Tadı güzelse eğer kendisi de güzeldir." sloganıyla önüne gelen her şeyi okumaya başlıyor.
Hayata bir farenin gözünden bakmak ilginçti gerçekten.
Tavsiye ederim efenim..

18 Şubat 2013 Pazartesi

Sufle




Çok çok keyifli bir kitap bu ya.
Okurken bitmesini hiç istemedim ama bir yandan da ne olacak acaba diye bir an önce sonunu okumak istedim :)
Öyle çelişkiler yaşadım ben bu kitapla :)
3 tane kahramanımız var ve üçü de ayrı şehirlerde birbirlerinden habersiz yaşıyorlar.
Hayatları son derece monoton, kendi istek ve arzularından çoktan vazgeçmişler.
Sonra bir gün üçü de yemek yaparak kendilerini bulmaya başlıyorlar.
Önceleri basit şeyler yaparken suflenin yapımının çok zor olduğunun farkına varıp bu tatlıyı yapmak için çabalamaya başlıyorlar. Tabii bu sırada hayat akıyor bir taraftan, yaşadıkları değişimi farkediyoruz.
Ben suflenin böylesine zor olduğunu hiç bilmiyordum. Bana göre alalade bir tatlıydı işte.
Fndk ile olan son blogger buluşmamızda çantamda bu kitapla gitmiştim, eğer erken gidersem okurum biraz diye. O da suflenin yapınının çok zor olduğunu söyleyince bu konudaki tek cahilin kendim olduğuna karar vermiştim :)
Kitapta da kahramanlarımızın sufle yapımı çok başarılı geçmiyor zaten :)
Ama kitabın sonu beklediğim şekilde değil de son derece hüzünlü bitti.
Böyle bir son beklemediğimden oldukça etkilendim bu kitaptan.
Yemek yapmayı seviyorsanız eğer siz de çok sevecekseniz bu kitabı eminim.
Ben kesinlikle çok sevdim...


24 Ocak 2013 Perşembe

Kitap Yorumu - Final / Becca Fitzpatrick





Hush Hush serisinin son kitabını da okudum sonunda.
Dört serilik bir kitap bu. Pegasus Yayınları'ndan çıktı hepsi de.

Kovulmuş melekler ile Nefiller arasındaki rekabeti anlatan fantastik bir öykü bu seri.
İnanılmaz keyif aldım okurken.
Ben zaten fantastik kitaplara bayılırım ve bu seri beni mest etti bu konuda :)
Gerçekten ama gerçekten güzel bir seri. Bittiine çok üzüldüm.
Konuyu biraz daha uzatsınlar isterdim kesinlikle.
Serinin diğer kitapları da şunlar.


Eğer okumak için fantastik öğeleri olan bir seri arıyorsanız bu seri tam sizlik.
Mutlaka okuyun bence.
Ben şimdi yeni bir seri arayışına girdim.
Obsidiyen'i çok duyuyorum bu aralar, onu almak ve okumak niyetindeyim.
Başka önereceğiniz neler var?
Siz ne okuyorsunuz şu an sayın izleyici :)
Hadi herkes okuduğu kitabı yazsın bakalım :)

10 Ocak 2013 Perşembe

Kitap Yorumu- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam / Jack London





Bu kitabı bana sevgili OnTheRoad göndermişti hediye olarak.
Şurada paylaşmıştım yazısını.
Kendisi tam bir Jack London fanı. Bense daha önce hiç okumamıştım bu yazarın kitabını.
Özge böylesine övgüyle bahsedince ben de okuma listemde ilk sıraya aldım kitabı.

İçinde birkaç öyküyü barındırıyor kitap.
Ölüme Boyun Eğmeyen Adam'da kış şartlarında karla kaplı arazide tek başına kalan, yiyeceği tükenmiş ama kurtulma ümidi tükenmemiş bir adamdan bahsediyor.
Hikayeyi özetlemek mümkün değil. Sanki ordaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Ben gerçekten çok sevdim yazarın anlatım şeklini.
Bir de Buck adlı bir köpeğin hikayesi var ki o da tek kelimeyle harika.
Buck St. Bernard ve iskoç köpeği karması bir köpek. Lüks bir evin kıymetli köpeğiyken kutuplarda kızak çekmek için satın alınan bir köpeğe dönüyor hayatı.
Soğuk ve ilkel yaşam şartlarına ayak uydurmak zorunda kalıyor.
Kendi içine doğru bir serüven bu.
Baştan sona olanları köpeğin gözünden okuyorsunuz.
Daha önce şurada yazdığım Firmin Gibi burada da hikaye bir hayvanın gözünden anlatılıyor.
O yüzden bana bu kadar değişik geldi sanıyorum.
Bir insanın bir hayvanın gözüyle olanları gördüğünü varsayması ve bunu hikayeye aktarması çok enteresan.yazar gerçekten iyi bir iş çıkarmış.
Onu bu kadar ünlü yapması da bu yeteneği elbette.
Jack London başka neler yazmış diye bakınıyorum şu aralar.
Sizin okuyup da sevdiğiniz kitapları varsa önerilerinizi alabilirmiyim???

28 Aralık 2012 Cuma

Kitap Yorumu - Tess Gerritsen / Masumiyetin İçin Savaş




       Beni takip edenlerin bileceği üzere Tess Gerritsen'e bayılıyorum, kadın gerilim- polisiye olayında çok iyi, gerilimi iyi biliyor yani. Özellikle seri katilleri ve tabii ki cinayetleri anlattığı bölümlerde gerçekten de yeteneğini konuşturuyor. Eskiden dahiliye uzmanıymış, yazmaya karar verince mesleğinden istifa etmiş, şu anda sadece yazarlıkla uğraşıyor kendisi. Bu arada geçen sene Türkiye'ye gelmiş, imza falan dağıtmış, gidenleri gördüm, çok kıskandım. Benim de bir Tess imzalı kitabım olsa fena mı olurdu yani. Kadının ülkemize geldiğinden haberim bile olmadı zaten, ki geldiğinde işten fırsat bulup İstanbul'a gidebilirmiydim onu da bilmiyorum. Ben ki bırakın rapor almayı daha 4 yıldır yılllık izinlerimi bile kullanamamış bir insanım doktor sayısının yetersizliği nedeniyle. Off ki ne off ... Neyseeee.. Duygusala bağlamayalım :)




       Epey bir zamandır bir Tess Gerritsen kitabı okumuyordum, elimdekilerin hepsini okumuştum ama yeni kitabı çıktığından haberdar değildim. Aslında bir değil 3 kitabı çıkmış piyasaya. Ben de bu kitabı görünce alıp hemen okuyayım istedim.

       Önce konudan biraz bahsedeyim spoiler vermeden. Bir hatun kişi var öncelikle. Bu hatunun evinde sevgilisi ölü bulunuyor. Kitap bu hatunun kendini temize çıkarma çabalarıyla sürüp gidiyor haliyle. Katilin kim olduğunu son ana kadar çıkaramıyorsunuz, en azından ben tahmin edemedim :)

       Kitabı sevdim mi peki. Evet. Ancak eski kitaplarının havasında değil, bu biline. Yani bir Cerrah bir Çırak değil. Niyeyse bu yazarın okuduğum son kitapları o eski tadı vermedi bana. Bundan önce Asla Arkana Bakma adlı kitabını okumuştum ve de pek de sevmediğimi bahsetmiştim kitabı hatta hiç sevmemiştim dürüst olmak gerekirse.Yani tamam bu yazarı seviyorum ama bunun uğruna yalan söyleyemeyeceğim. O kitabını hiç sevmemiştim ama Tess yazdı diye almış olmuştum artık. Bu kitabı da sevdim ama o kadar değil yani. Kitap hakkında kötü düşünceler oluşmasın ama kafanızda, kitap güzel hakikaten ama ben hep Cerrah gibi bir kitap okumayı bekliyorum uzun zamandır ve o yüzden de beni o kadar etkilemedi bu kitap. Ama bir gecede okudum kitabı onu da söyleyeyim, zaten bir Tess Gerritsen kitabı öyle 3 -5 güne sarkıtılarak okunmaz, eline alır soluksuz okur sonra da wayy be dersin. İşte öyle :)

       Bu arada Buz Gibi Soğuk ve Ruhundaki Zehirle Yüzleş  alınmayı bekleyen diğer Tess kitapları. Bunları okuyan var mıdır aranızda, Beğendiniz mi acep? Sizin yorumlarınız nedir? Ayrıca kimler Tess Gerritsen fanı bakalım???

18 Aralık 2012 Salı

Kitap Yorumu - Maya / Leyla İpekçi




Bu kitabı bloglardan birinde görüp almıştım.
Yorumları ilginç gelmişti.

Genç bir kızın etrafında dönüyor hikaye.
Ailevi problemleri var kızın.
İyi bir aile hayatı yaşayamıyor oluşunun çoçukluğundan itibaren tüm hayatını nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor yazar.
Çok travmatik bir süreç.
Kitap boyunca hep dram var zaten.
Gerçek hayatta çoğu kez gördüğümüz bu durumu, olayın kahramanlarının ağzından dinliyoruz bir kezde.

Kitap boyu doğru düzgün bir ailemin olmasına şükredip duydum.
Çünkü buna sahip olamayan ve bunun sonuçlarına çok acı bir şekilde katlanan çok insan var populasyonda.

Olaylar çok sade bir biçimde anlatılıyor.
Ancak yazılanlar kadar basit değil hiçbir şey.
Tek başına hayata tutunmaya çalışan bir kızın dramı bu hikaye.

Aslında çok uzun şeyler yazmak istiyorum ama spoiler vermek istemiyorum.
Bu kadarı yetsin o zaman.
Alıp okuyun, okutturun bence.
Etrafınızdaki insanlara bakışınız değişecek eminim.
Sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmek için en azından..

29 Kasım 2012 Perşembe

Kadınlarda Sünnet!!! Kitap Yorumu - Çöl Çiçeği / Waris Dirie


Bu kitabı sevgili Kontesce'nin blogunda görmüştüm yanılmıyorsam.
Gerçek bir hayat öyküsü Çöl Çiçeği.

Waris Dirie Afrika'da çölde zor şartlar içinde yaşarken bir gün babası kendisini 50-55li yaşlarda biriyle evlendirmeye kalkıyor.
Waris bu sırada 9-10 yaşlarında.
Evleneceğini ve bundan kaçış olmayacağını anlayan Waris evden kaçıyor ve zorlu bir maceranın ardından İngiltere'ye geliyor.
Burada mankenlik ajansına kayıt yaptırıyor ve sonunda ünlü bir manken oluyor.
Ancak ailesini özellikle de annesini çölde bıraktığı için huzursuz ve onları bulabilmek için geri dönüyor.

Çölde yaşayan kızların çektikleri sıkıntıları anlatmak için başından geçenleri kitap haline getiriyor.
Kız çocuklarının sünnet edildiğini de ilk kez böyle duyuyoruz.

Yapılan işlem son derece ilkel şartlarda ve korkunç bir amaç uğruna yapılıyor.
Kız çocuklarının başka bir erkekle ilişkiye girmemesini garantiye almak için yapılıyor bu işlem.
Dış genital organlar üst kısımdan başlanarak o sırada etrafta bulunan en keskin taş ya da benzeri bir cisimle kesiliyor.
Sonra kesilen bu yer iğne görevi görecek bir cisimle hiç boşluk kalmayacak bir şekilde dikiliyor.
Sadece idrar yapmak için idrarın çıkabileceği iğne ucu kadar küçük bir boşluk bırakılıyor.
Vagina dahil bütün genital organlar bu dikişle kapatılıyor, böylece aileler kızlarının evleninceye kadar hiçbir erkekle ilişkiye girmeyeceğini garanti altına almış oluyor.

Waris Dirie de bu işlemin uygulandığı bir kadın.
Yanlış hatırlamıyorsam 8 yaşında iken yaşıyor bu korkunç durumu.
Çölde kaçıp sosyal yaşama adım attığı zaman farkediyor kendindeki bu garipliği.
Her kadının kendisi gibi olmadığını farketmesi şöyle oluyor.
Normalde tuvalet ihtiyacı olan her kadın bu ihtiyacını kısa sürede giderirken, kendisi idrar yapma ihtiyacını 15-20 dakikadan önce gideremiyor.
Çünkü bunun için çok küçük bir boşluk var ve idrarını damla damla yapabiliyor ancak.
Aynı şekilde mens kanamaları da çok uzun sürede bitiyor çünkü kanın akabileceği çok az bir boşluk var.

İlk başta bu durumdan dolayı utanıyor, anlatmaktan çekiniyor, sonra yaşadığı toplumda başkaları da aynı sorunu yaşamasın diye Unicef'le iş birliği yapıyor.
Şu anda evli ve çocuk sahibi bir kadın Waris Dirie.

Dünyada hala böyle ilkel şartlarda yaşayan bu ilkel muameleleri gören insanlar var mı diye merak ediyorsanız, evet gerçekten var ve yaşananlar tüyler ürpertici.
Mutlaka okuyun bu kitabı.
Uzun zamandır okuduğum en güzel otobiyografik kitaptır kendisi..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...