gezi günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2017 Cumartesi

SELAM, BEN GELDİM :)

       Herkese merhaba,
       Bir blogumun olduğunu bile unutmuşken ne oldu da yeni bir post yazmaya başladım diye merak edenlerden misiniz? Öyleyse dinleyin :)
       Şu anda İtalya'nın Vercelli şehrinde Erasmus Exchange Programı sayesinde eğitim görüyorum. Üniversitede akademik personel olan kişiler için Erasmus ofisinin bu şekilde uygulaması varmış, benim de yakın zamanda yani sene başında haberim oldu aslında. Ben sadece üniversite öğrencileri erasmustan faydalanabiliyor sanıyordum ve üniversite zamanında erasmusla yurt dışı deneyimim olmadığı için üzülüyordum ama sene başında hocalarımız böyle bir uygulama olduğundan ve gitmek isteyen akademik personelin başvurabileceğinden bahsetti ve tabii ki benim de başvurmam gerektiği konusunda biraz zorladılar diyelim :) İşin aslı asistanlık sürecimin sonlarına yaklaşmışken ve yazmam gereken bir tez ve bitirme sınavı beni beklerken yurt dışına çıkma fikrine sıcak bakmamıştım ama bir şekilde başvurmak durumunda kaldım. Aman zaten bana çıkmaz diye de rahatım yerindeydi ama sonuçlar açıklanınca bu hakkı kazandığım belli oldu ve Avrupa'da gidebileceğim alanımla ilgili hastaneleri araştırmaya başladım. Pek çok ülkeden ve hastaneden kabul almış olsam da ben İtalya'yı seçtim ve sonunda buradayım :) Erasmus süreciyle ilgili daha çok bilgi almak isterseniz çok daha uzun ve ayrıntılı bir post yapabilirim ama şu anda ayrıntılarla burayı doldurmak istemiyorum. Merak eden varsa mail yoluyla bana ulaşıp oradan da bilgi sahibi olabilir, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
       Bu arada blogu nereden hatırladığımı konuşuyorduk. Az önce ramazana ayının son sahurunu yapmış ve internette dolaşırken bir sebepten mail kutumu kontrol etmem gerekti ve eskiye doğru tüm maillerimi taramaya başladım. Farkettim ki uzun süredir post yazmadığım için beni merak eden ve yazmam konusunda beni teşvik eden bir sürü mail almışım vakti zamanında ama ben bunların hiç birine cevap vermemişim, işin aslı bu mailleri okumuşum ama okuduğumu bile hatırlamıyorum. Muhtemelen hayatımın oldukça yoğun bir dönemiydi ve ben yeni bir şehre geldiğim için yeni iş ve şehir hayatıma uyum sağlamaya çalışıyordum,bu yüzden yoğunlukta bu mailleri okuduğumu bile farketmedim ama en azında o mailleri cevap vermesem de silmemişim ve şimdi belki 2 yıl önce atılan  mailler bana bloga yeniden yazabilmek konusunda ilham verdi. Günümüzde artık blog yazan pek kimse kalmadı, daha çok youtube üzerinde bu iş günlük vlog tarzında dönüyor. Bazılarını ben de çok eğlenceli buluyorum ve günlük vloglarını takip ettiğim bir kaç hesap var. Hatta bir ara Damla'ya özenip kamera almıştım, ben de kitaplar konusunda video çekip youtube hesabı açarım diye ama o iş de kaldı bir şekilde.
       Herneyse, sonuç olarak buradayım ve bir şeyler yazmayı özlemişim gerçekten. Bu post böyle bir içi döküş yazısı şeklinde olsun. Belki bundan sonraki postları haftalık ya da 2-3 günde bir güncellenecek günlük vlog tarzında yazarım,şimdilik bilemiyorum, ben bazı hesapların günlük ne yaptığını çok merak ediyorum. Hatta bir hesap vardı, çook eskiden biz daha bu blog olaylarına yeni başladığımız zamanlarda, sanırım yaşı 50-60 arasında bir bayandı, günlük ne yaptığını, hazırladığı kahvaltı, akşam yemeği gibi şeyleri, okuduğu kitapları 2-3 günde bir post halinde araya fotoğraflar ekleyerek anlatırdı ve ben o zamanlar heyecanla bir sonraki yazısını takip ederdim. Belki aranızdan birilerinin de bu tarz postlar ilgisini çeker. Uzun zamandır yazmıyor olmam nedeniyle burada olduğumu bilen kimse olmayacak bir süre belki ama ben yine de bir şeyler yazmak istiyorum, umarım burası tekrar eski günlerine dönebilir...
       Bu aralar neler yaptığıma gelince, 3 gün önce Gilmore Girls adlı diziye başladım. Genç yaşta anne olmuş ve kızını kendi başına büyütmeye çalışan eğlenceli Lorelai ile kızı Rory'nin hikayesini anlatıyor. Ben genellikle fantastik ya da polisiye tarzı dizi izleyen biri olarak bu dizi hoşuma gitti çünkü beni güldürüyor ve diyaloglar gerçekten çok hoş.


       Onun dışında İtalya'ya gelirken bagaj hakkımı doldurduğum için sadece bir kitap getirebildim. O da şu:

       Daha yeni başladım ama okumaya çok fırsatım olmadı henüz. İtalya'dan Türkiye'ye dönmeme 7 gün kaldı. Belki kitabı dönerken hava alanında bekleyeceğim sürede okumak için bırakırım. Zira uzun bir bekleyiş süreci olacak benim için :(
       Yarın akşam nöbeti olan biri için şu an sabah 07:00 ve artık uyusam iyi olur. Yarın akşam saat 20:00'de hastaneye nöbete gideceğim ve son iftar için erken uyanıp bir şeyler hazırlamam gerek,çünkü iftar saatinde hastanede yemek yiyebileceğim açık bir yer olmayacak ve evden kendi yemeğimi kendim götürmem gerek. O yüzden ben kaçtım, Bu arada hepinizin mübarek ramazan bayramı şimdiden kutlu olsun. Ben sevdiklerimden ayrı bir bayram geçirmenin hüznü içerisindeyim, umarım siz sevdiklerinizle birlikte bol baklavalı günler geçirirsiniz :) Tekrar görüşmek üzere...

2 Ağustos 2013 Cuma

Günlüğümsü



       Bursa'dan herkese merhaba.Yaklaşık bir haftadır buradayım. Otobüsten indiğimden beridir yol üzerinde milyon tane kediyle karşılaştım.Bursa ; kedisi çok şehir :) Hiç bir şehirde bu kadar çok kedi görmemiştim.

       Bugün sabah erkenden kalktım ve hafta içinde aldığım kitapları ve defterleri etrafıma dizdim, keyif yapıyorum.  Seviyorum onları. Yeni aldığım kitaplar bir sonraki postta olacak ama sizlerde benim gibi aldığınız kitaplarla mutlu oluyormusunuz?
       Dün öğlen saatlerinde Arkadya Yayınları'ndan çok güzel bir kitap geldi.

Kitap bayramdan sonra piyasaya çıkacak, şu anda bu kitabı okumaya başladım, duygusal bir kitaba benziyor.  Bu arada kapağın tasarımı çok hoş degil mi? Şöyle bir baktım da Arkadya yayınlarından çıkan bütün kitapların kapak tasarımı çok güzel ve cezbedici. Bayram sonrası bu kitabı çekilişle iki kişiye hediye edecegim, sizinde kitap stoklarınız azaldıysa ya da yeni çıkan her kitap benim olsun diyorsanız beklemede kalın :)

       Bugünlerde Watsons' da deli gibi indirimler var, bu yazıyı hazırladıktan sonra ben de gidip neler varmış diye bir bakıcam, muhtemelen pek bir şey kalmamıştır ama bakalım, bir de yakınlarda bir Gratis mağazası bulursam tam süper olur..
Gelelim en güzel habere. Bursa'da tanışmak istediğim bloggerlar vardı biliyorsunuz. Pazartesi günü en tatlısından iki bloggerla iftar yemeği için buluşuyoruz.  Deniz ve Supercellma ile ne zamandır tanışmak istiyordum zaten,  haydi bir an önce pazartesi olsun :)
Bu arada malum ramazan bayramı yaklaşıyor ve henüz fitrlerinizi vermediyseniz ve etrafınızda yardım yapacak birilerini bulamadıysanız Sevgili Gökçe çok hoş bir yardım projesine ön ayak oluyor. Şuraya tıklayarak detayları okuyabilirsiniz. Ben bu sene fitr ve sadaka konusunu bu şekilde hallettim, güvenilirlik konusunda emin olun bir sorun yaşamazsınız,  eğer fitrlerinizi verdiyseniz de projeyi başkalarına da duyurmak adına blogunuzda paylaşırsanız sevinirim.

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Pokut Yaylası




 Rize sınırları içinde imiş bu yayla
Bence burası cennet olmalı.
 Beni burada bırakıp gelin mümkünse :)
Bulutların üstünde olmak ne güzel bir his.
 Kışı da ayrı güzel

 Bu sene kış gelmeden buraya gitmek görevim olsun o zaman..


   Edit : Bugün Bursa'ya gidiyorum, yaklaşık iki hafta kadar orada olucam, Denizin Yıldızı, Supercellma, Renkli Kitap ve aklıma gelemeyen diğer Bursalı ya da o sırada Bursa'da bulunan bloggerlarla buluşup tanışmayı çok isterim, bu yazıyı okuyupta müsait olanlar varsa birbirimize ulaşalım, birlikte iftar yapabiliriz ya da başka herhangi bir şey. Umarım birileri müsait olur..Şimdiden çok heyecanlandım ben :)

10 Mayıs 2012 Perşembe

buraya gitmek istiyorum.PETRA


 Ne kadar masalsı bi görüntüsü var değilmi?



Evet kafayı bozdum. Buraya gitmek istiyorum :) Burası PETRA.Ürdün'de yer alan antik bir kent. Gerçektende görünüşü gbi masalsı bir hikayesi var ama malesef yaşananlar gerçek!!


Efendim bildiğiniz gbi Kur'an-ı Kerim de Allah ın gazabına uğramış pek çok toplumdan söz ediliyor. Kimisi sularla ( meşhur Tufan olayı ) kimisi yanardağ patlaması gbi olaylarla ( bakınız Sodom ve Gomore kenti ) kimisi rüzgarla kimisi depremle kimiside ses- gökgürültüsü ile helak olmuşlar ve onlar Allah'ı unuttuğu için Allah da onları unutturmuş.. Bu kavimlerin helak olayı gerçekten çok ibretlik ve okuduğumuz zaman insanın tüylerini diken diken eden bi hadise. Pek çoğunuzun malumatı var zaten. İşte benim gitmek istediğim bu yer de helak olmuş bir milletin eski zamanlarda yaşadığı yer...



Gidilecek pek çok güzel yer varken buraya mı gitmek istiyorsun diye düşünebilirsiniz. Ama hikayeyi dinleyince belki sizde bu yeri görmek istersiniz. Zaten bol fotolu bi post olacak o yüzden eğer sonuna kadar sabrederseniz, gidip görmüş kadar olacaksınız.


Petra Ürdün sınırları içerisinde Lut Gölü yakınlarında antik bir kent. 


Petra M.Ö 400 ile M.S 400 yılları arasında varlığını sürdürmüş.Daha sonra burda yaşayan Semud kavmi helak edilince bu kent unutulmuş taa ki 1800'lü yıllarda İsviçre'li bir gezgin tarafından şans eseri bulununcaya kadarda hep gözlerden uzak bi şekilde inzivaya çekilmiş. 2007 yılında ise dünyanın yedi harikasından biri seçilmiş.


Burda yaşayan Semud kavminin hikayesine gelince... Semud kavmi Hz. Salih aleyhisselam ın peygamber olarak gönderildiği kavim. Kendilerinden önce yaşayan Ad kavminin bağları ve bahçeleriyle ünlü İrem adlı yurtları helak edilince onlar gbi kolayca helak olmamak için evlerini dağlara taşlara oymuşlar. Petra yunanca kızıl kaya demek. Resimlerde de gördüğünüz gbi kırmızı gül kurusu renkteki bu kayalara oyulmuş evler yinede onları helak olmaktan koruyamamış ve bir sesle helak olmuşlar..


Bu konu kutsal kitabımız Kur'an da şöyle geçiyor. Ad kavminin helakınden sonra Hicr bölgesinde Semud kavmi yaşamış Semud kavmi pek çok nimete nail olmuş, dağları ve taşları oyarak muhkem evler inşa etmişler, yazlık ve kışlık konaklar yapmışlardır Bolluk ve refah içerisinde yaşamışlar, uzun ömürlü bir hayat sürmüşlerdir Zamanla Hak yoldan sapmışlar, şirke düşmüşlerdi Yüce Allah onlara Salih (as)'ı peygamber olarak gönderdi Salih (as), onları Allah’a imana, ibadete ve itaate çağırdı Mucizeler gösterdi, öğütler verdi Ancak kavmi onu dinlemediği gibi yalanladı Kendilerine mucize olarak verilen ve sakın dokunmayın denilen dişi deveyi öldürdüler Bunun üzerine Salih (as), ve iman edenler dışında Semud kavmi şiddetli bir gök gürültüsüyle helak edildiler.


“Andolsun biz, “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar” (Neml, 27/45)


  “Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı Allah’ın Resülü de onlara şöyle demişti: “Allah’ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları” helak etti ve kendilerini yerle bir etti(Şems, 91/13-14)


Petra'nın helak oluşu ise şöyle anlatılmakta.. Zaten tüylerin diken diken eden kısmı da burası 


Salih Aleyhisselam Semud kavminin başına gelecek felaketi haber verip inananlarla birlikte şehri terk etti. Geride kalanların ilk gün yüzleri sarardı, ikinci gün kızardı, üçüncü gün ise kapkara oldu. Bu belirtilerden felaketin gelmekte olduğunu anlayarak büyük bir korkuya kapıldılar. Korkudan çıldıranlar, hatta ölenler oldu. Sonunda korkunç bir ses gelerek Semud kavmini helak etti. Bir anda gelen o şiddetli ses Semud’un kayalara oyulmuş yurdunu sonsuz sessizliğe boğdu.



 Petra'nın geçmişiyle ilgili bildiklerimiz işte kutsal kitabımız ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bize aktardıkları kadar. Peygamberimiz ( S.A.V. ) Tebük seferine giderken yolunun buradan geçtiği ve bu kavmin helak olmasıyla ilgili konuyu anlattığı, burada çok fazla oyalanmayın ve buranın suyundan içmeyin şeklinde çevresindekilere tavsiye verdiği pek çok kaynakta anlatılmakta.. Hatta Salih aleyhisselamın devesinin çıktığı yeri gösterdiğide rivayet edilmekte..


Buraya kadar biras tırsmış olabilirsiniz çünkü ben Petra ile ilgili araştırma yaptığımda öğrendiklerimden korkmuştum hele de helak edilen bi kavmin yaşam alanı olması ve Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin burada fazla oyalanmayın tavsiyesinden sonra gitmesemmi acaba diye düşünmüştüm biras.. Ama merakım galip geldi ve gidilecek listesinde ilk sıraya yerleştirdim kendilerini.


Zaten benim tatil anlayışım böyle şeyler işte. Havuz başında açık büfe olayları değilde böyle şeyler.. Benden yüzyıllar önce başka bir kadının, günümüzde garip kabul edilecek bir giysiyle kimbilir hangi duygularla belki telaşlı adımlarla geçtiği o yerlerden geçmek ve bunları düşünmek...
 


 Yakın zamanda bi tatil olayım yok ve işin aslı uzmanlık sınavını kazanıncaya kadarda tatile gitmek niyetinde değilim. Sınavı kazanınca hak etmenin verdiği o duyguyla buraya gitmek istiyorum.. Bana fazlasıyla ilginç geldi. Muazzam yükseklikteki sütunlar, kayalara oyulmuş bir kent, ve helak olan, sadece insanları değil uzun bir süreliğine kendisi de yeryüzünden silinen bir antik kent..Petra..


Fotoğrafların bir kısmı fotogezgin den alınmıştır. Aşağıda da meraklısı için pek çok görsel paylaştım. Fotoğraflarını paylaşmam için verdikleri izinden dolayı onlarada teşekkür ediyorum. Hem Türkiye hemde dünyadan pek çok yer ve fotğraf galerisi için bu sayfayada bi göz atın derim..













29 Nisan 2012 Pazar

ankaradan neler aldım??????

Bi tus macerasını daha geride bıraktık.bu sefer otobüs yerine arabayla gittik Ankara'ya. Yol üzerinde Çorum-Kırıkkale (Kırıkkale'ye yakın) arasında Hattuşa adlı bi restorantta mola werdik.   Adını yanlış hatırlamıyorsam deve ciğerlisi kuşbaşılı pide olan bişi sipariş ettik. Tawsiye ederiz falan dediler bizde tamam dedik. Sipariş öncesi aparatif olarak mewsim salata yoğurt we acılı bi ezme geldi. Bunların hepsi çok güzeldi özellikle yoğurt harikaydı gerçekten ki ben sade yoğurdu asla yiyemem, ya içine corn flakes koyarım yada meyweli yoğurt falan yerim. Ama bunu bn bile yedim. Sipariş ise yani daha önce pek çok yerde pek çok pide çeşidi tattım ama bu kadar kötüsünü hiç görmemiştim. Ne tadı wardı ne tuzu. Gidipte uğramak nasip olursa başka bişeyler yiyin ama pidelerinden uzak durun. Aşağıda fotosu var, güzel duruyor olabilir ama aldanmayın :)



Neyse efendim yol halimiz böyleydi işte. Güya tus sınawı için Ankara'ya gitmiştim ama milyon tane alışweriş yaparak geri döndüm. Almayıp içimde kalanlarda oldu mesela bambi de ferre nin mint yeşili bi çantasını gördüm ama yaklaşık olarak 700 tl gbi bi fiyatı wardı ki bi çantaya o kadar para wermek hiç mantıklı değil. Bnde o güzel çantayı bırakıp geri döndüm malesef sizin için fotosunuda aradım ama bulamadım. Orda da telefonumdan çekmek satış görevlileri yüzünden mümkün olmadı malesef :( Zarada da bi kaç güzel şey beğendim ama benzerlerini başka yerlerden aldığım için gerek görmedim. Onlarda sadece beğendiğimle kaldı :( Bunun dışında biras makyaj malzemesi we cilt bakım ürünü falan aldım ama onlar başka bi postta..




Bu zarada beğendiğim elbiselerden biri. Bn tunik olarak kullanmayı düşündüm. Yaz için çok hoş bi seçim olabilir. Fiyatıda 170tl 

Bu seferki tus bna pek çok fincan we termos getirdi :) Ben böyle değişik renk we boyutlarda fincanlar kupalar almayı çok sewiyorum. İş yerinde çalışırkende : mesela bi bardak çay alıyorum kendime ama hasta geliyo, çayımı bırakıp koşuyorum. 2 saat sonra fincanımın yanına ancak geri dönebiliyorum. O zamana kadar da çay çoktan soğumuş oluyo. O yüzden de termoslar benim için çok kullanışlı. Çayı saatlerce sıcak tutabiliyo. Termoslardan da nerde görsem alıyorum hep. Çoğunu eşe dosta dağıttım. Şu anda bu seferki aldıklarım dahil bende 5 adet kaldı. Bunlar yeni termoslarım:






Beyaz we mawi olan termos schaffer ın.çok şirinler. Görünce duygusal bi an yaşadım resmen. Birini kndime birinide kardeşime aldım. Ona almasam zaten bnimkine el koyacaktı :) Diğer üzerinde nemrut heykelinin olduğu termos ise starbucks dan. Ordaki termosların hepsini almak istiyorum aslında ama wildan saçmalama diyip tuttum kendimi bu sefer...

Bunlarda yeni kupalarım.üçünü de starbucks dan aldım.






Bu bardakları alınca tabiki bunlarla içmek için hemen bi yeşil çay aldım starbucks dan. İlk kez deniyorum. Normalde sadece kahwe içtiğimiz için yeşil çay sattıklarını bilmiyordum ama kutusu hoşuma gitti. İçindende böle küçük tek içimlik paketler çıktı. Bakalım umarım tadı güzeldir. Bugüne kadar sadece elmalı we yaseminli yeşil çayı tadını sewerek içebildim. Hele ballı yeşil çay diye bişey war ki tam bi felaket. İçenler warsa nasıl içiyorlar bilmiyorum gerçekten..






 Kahwe içeren herşeyi çok sewdiğim için yine starbucks da satılan kahweli lokumlardan aldım. Normalde kahwenin yanına almıştım ama tadı o kadar hoşuma gitti ki hepsini şu yazıyı yazarken yedim bile :))))

Bi sonraki postta da aldığım makyaj ürünlerini göstercem. Şimdilik bu kadar :) Hoşçakalınnn....


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...