29 Nisan 2014 Salı

Bir dizi - Bir kitap


  • Son zamanlarda kitap okuyamadığımı, elime aldığımı da bir türlü bitiremediğimi söylemiştim. Sonunda şeytanın bacağını kırmış olabilirim, belki de kırmamışımdır ve bu durum geçicidir, şimdilik bilemiyorum :)
                                                             

  • D&R'da kitabı elime alıp arkasını okur okumaz bu kitabı mutlaka okumalıyım demiştim, hatta bir tane de o anda birlikte alışveriş yaptığımız yakın arkadaşım için almıştım. Bu aralar nöbetlerden fırsat bulunca hemen elime alıp bir solukta okudum. Çok keyifli ve bir yandan gülüp bir yandan altını çize çize bitirdim kitabı. Türkiye'de belli bir yaşa gelen kadınların evlenmek üzerine nasıl programlandıklarını, bunu nasıl saplantı haline getirdiklerini tam anlamıyla anlatmış yazar. Okurken evet bu tam da böyle oluyor diyorsunuz. Kadın-erkek ilişkilerine ve aileler üzerine keyifli bir roman olmuş, her kadına şiddetle tavsiye ediyorum, okurken acayip keyif aldım, ben kitabın ikincisinin de çıkacağını düşünüyorum,çünkü bir anda bitiyor kitap, umarım yazar beni duyar da ikinci kitabını da yayınlar :)
                                                                 

  • Diğer bir konu ise beni meraklandıran bir dizi haberi. Başrollerinde Clive Owen'ın oynayacağı iki yüzyıl önce tıp mesleğinin ne zorluklarla icra edildiğini anlatan bir cerrahın ve hemşirelerin hikayesi. 10 bölümlük mini bir dizi olarak yaz aylarında yayınlanacakmış. Daha fazla bilgi ve videolar için şuraya lütfen.
                                                                                 
                                                                                         
                                                                                        

  • Diziler hakkında henüz başlamadığım ama yazmaya niyetlendiğim dolu dolu bir post var aklımda. Malum Game of Thrones ve Da Vinci's Demons başladı. Once Upon A Time ve Elementary de bir yandan devam ediyor. Fırsat bulabilirsem bir sonra ki yazıda onlarla ilgili olsun.

30 Ocak 2014 Perşembe

Aashiqui



Bu filmi ve müziklerini yazmasam olmazdı, evet.
Son zamanlarda vizyona giren neredeyse bütün filmleri izlemiş olsamda, onları yazmak için böylesine bir istek duymadım hiç.
Oturupta bir hint filmini bu kadar severek anlatacağımı da düşünmezdim ama oldu işte.
Aslında filmi izlemeden önce de filmin müziklerini ara sıra dinliyordum ama izledikten sonra dinlemesi ayrı bir keyifmiş.

Filmin kendisi zaten çok hoş ama müzikleri için mutlaka izlenmesi gereken bir film.
2013 yapımı bir film bildiğim kadarıyla 'Aashiqui', türkçesi AŞK.
Eskiden çok iyi işler yapmış ama daha sonra şöhreti kaldıramamış ve alkol sorunu olan, bu yüzden de her şeyini kaybetme noktasına gelmiş erkek şarkıcı ile, ünlü bir şarkıcı olmak isteyen ama bu fırsatı bir türlü bulamamış kızımızı ve sonrasında aralarında gelişen aşkı konu alıyor film.
Baştan sona çok duygusal, zaten müzik hiç eksik olmuyor, iyice mest oluyorsunuz :)
Neyse burada amaç filmi anlatmak değil zaten, sizinle müzikleri paylaşmak.

En en en sevdiğim, ve dinledikçe insanı depresyona sokan, fonda yağmur sesleri, elde sigara, düşüncelere dalmışken açılıp dinlenesi, ya da dinledikçe düşüncelere daldıran şarkımız şu :


İkinci en çok sevdiğim, filmin sonunda çalan şarkılardan birisi, bugün makale çevirirken bütün gün bu şarkıyı dinleyip durdum.

Sıradaki şarkının da hem erkek hem de kadın vokallerin söylediği versiyonu var ve ikisi de birbirinde güzel. Hele kadın vokalin söylediği çok etkileyici, bir insanın nasıl bu kadar ince sesi olabiliri yaw :)



Son şarkı da geçen sene sürekli dinlediğim şarkıları olsun.


Bu kadar filmle ilgili görüntüden sonra filmi izlemiş gibi oluyorsunuz evet ama izlemesi ayrı bir keyif bence. 
Öyle aman aman girift konular, olaylar yok, çok basit bir konusu var filmin ama oyunculuklar çok masumane ve şarkılarla film güzelleştirilmiş.
Kendinizi hüzünlü hissettiğinizde oturup iyice duygusala bağlamak istediğinizde çayınızı alıp açın izleyin filmi, sonra gelip bana teşekkür edersiniz, ya da etmezsiniz siz bilirsiniz :)
Kalın hoşça..

8 Kasım 2013 Cuma

Dönüş..




   Herkese Merhaba,

  • Uzun zamandır yazamadığımın farkındayım ancak beni mazur görün, burayı unutmuş değilim, sadece işlerimin yoğunluğun hiç bir şeye fırsatım olmuyor.
  • Yeni bir şehir ve yeni bir iş insanı gerçekten fazlasıyla meşgul ediyormuş, bunu yaşayarak öğrenmiş bulunuyorum :)
  • Geçenlerde işten güçten fırsat bulup memleketime gittim, döndüm ancak eşyalarımı valizden çıkaramadım hala, bir haftadan fazla oldu nerdeyse, inşallah bir ara fırsat bulup kışlıklarımı yerleştirmeye  ve evi biraz toparlamaya vakit bulucam.
  • Bu ara sınav telaşesiyle geçti günlerim, neyse ki sonunda o da bitti beklediğimden iyi bir şekilde, bu yaşta hala sınav derdiyle uğraşıyorum evet ve ömür boyu bu dertle uğraşıcam gibi görünüyor :) ama şikayetçi değilim kesinlikle.
  • Bloga yazmadığım için yeni yazı bekleyen ve mail atan yorum yazan herkese çok teşekkür ederim, çoğuna cevap veremediğim için çok üzgünüm ama okunuyor olduğumu bilmek ve yeni yazı yazmamı istiyor olmanız benim için çok çok güzel bir duygu, bunu tarif edemem, bu telaşlı zamanlarımda yüzümü gülümsetiyorsunuz :)
  • Takip ettiğim blogları okumaya da fırsatım olmadı haliyle, o yüzden kim neler yazmış, neler yapmış merak ediyorum, kapatmam gereken bir buçuk aylık bir ara var, uygun bir zamanda herkesin blogunu talan edip geriye dönük okuyamadağım bütün yazıları okurum umarım.
  • Bana gelince; yeni şeyler öğreniyorum sürekli, şu 2-3 ayda bilmediğim ne çok şey varmış onu öğrendim, yeni şeyler yeni uygulamalar öğrenmek (işimle ilgili) çok hoş bir duygu. Uzun zamandır kendimi tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyormuşum demekki, kendime yeni bir şeyler katma çabası içindeyim o yüzden de oldukça heyecanlıyım.
  • Yaşadığım şehre artık alıştım, tek başıma meydana inebiliyorum yani :)) İnsanlarını seviyorum, sürekli yağmur yağmasını seviyorum, çantamda sürekli şemsiye taşımam gerektiği hissiyatını seviyorum :)
  • Kitap okuma olayını çok aksattım bu aralar, şu sıra sadece bilimsel makale okuyabiliyorum ki ona da çok vakit ayırabildiğimi sanmıyorum ama kitap alışverişinden geri kalmıyorum yine de. En son 'Büyücüler' adlı Lev Grossman'ın kitabını aldım bir fantastik roman aşığı olarak. Daha başlarındayım kitabın, o yüzden henüz kitap hakkında bir fikrim yok, tabii ki bir Harry Potter olamaz ama umarım eğlenceli çıkar.
  • Aslında niyetim bu sene ilk kez Tüyap'a gitmekti ama nöbetlerden fırsatım olmadı. Facebook'da Tüyap'a gidenleri görüp kesinlikle çok imrendim, ben de orada olmalıydım dedim içimden, kimler neler aldı, kimlere kitap imzalattınız, bari onları söyleyin de tamamiyle cahil kalmayayım bu olaya.
  • Bir de bu ara hangi kitaplar çıktı onları söyleyin, sanıırm Luxen serisinin yeni kitabı Köken çıktı, ya da çıkmadı mı onu bile bilmiyorum, sanki çıkmış emin değilim yine de, çıktıysa söyleyin koşup alıcam lütfennn :)
  • En son yazımda mektuplardan konuşuyorduk, hani mektuplarınız göremiyorum, yazın bana arkadaşlar, ileride çok güzel hatıralarımız olur, torunlarınıza falan gösterirsiniz belki :)
  • Bu arada Trabzon ve civarında yaşayan kimler var, belki bir buluşma ayarlarız, ister buraya yorumda bulunun isterseniz mail atın bir şeyler ayarlayalım, güzel olur bence.
  • son bir şey, kimler günlük tutuyor hala? Ben ortaokul döneminde yazıyordum sonradan bıraktım ve çok pimanım, bloga yazma işine başlayınca günlük tutmaya da başladım, benim için blog pek çok güzel şeye vesile oldu bu da bunlardan bir tanesi işte. En son 10 ağustosta günlüğüme tarih atmışım malesef, oysa ki yazacak o kadar çoooook şey var ki, yarın nöbetim olmasa sabaha kadar günlüğüme bir şeyler yazmak isterdim ama uyumam gerek, hasta bakmak dikkat gerektiren bir şey çünkü, kimseye zarar vermem inşallah ömür boyunca, o yüzden şimdi ben kaçıyorum, siz bu yazıyı sabah okursunuz artık.
  • Eğer birbuçuk aydır yazmayan beni hala takip ediyorsanız ses verin, yorum yazın, buraları unutmamak için yeni yazılar yazabilmem için bana moral olsun, kendinize ii bakın, şimdilik hoşçakalın :))

20 Eylül 2013 Cuma

New Life



Post girmeyeli baya bir zaman olmuş.
Günler nasıl geçiyor anlamıyorum.
Yeni bir şehre gel, ev tut yerleş, hem yeni şehre hem yeni iş yerine ve iş arkadaşlarına alışmaya çalış derken uzun zaman oldu.
Üstüne bir de kız kardeşim ikinci üniversitesi için Ankara'yı kazandı, O bir süre buradaydı, o kısıtlı zaman içinde bir yandan nöbet tut, nöbet ertesi uykusuz kalıp O'nun eksikleri için alışveriş yap derken sonunda bu hengame de bitti.
Bu akşam O'nu da yolcu ettim kaldım evde bir başıma.
Ev arkadaşım da henüz gelmediğinden free takılıyorum şimdilik.

Eski evimde (eski şehrimde) son günlerimi arkadaşlarımla gezerek değerlendirdim.
Uzun bir zaman kalınca bir yerde, bırakıp gelince her şeyi özlüyor tabii ki insan.
Yine de tebdil-i mekanda farahlık var elbette..

 O zamanlardan kalma okuduğum bu kitap, serinin ikinci kitabı Ayaklı Belayı'da geçtiğimiz günlerde okudum. İlk kitap kızın ağzından, ikinci kitap da erkeğin ağzından anlatılıyordu.
Güzel eğlenceli bir çırpıda okunan bir seri.

Yeni evimde ilk akşam yemeğim :)
Tek başına olunca yemek yapılmaz zannediyor insan ama benim gibi yemeyi seviyorsanız, üstüne bir de karadenize gelmişseniz, tabii ki ilk yemeğiniz de tercihiniz balıktan yana oluyor.
Henüz ev ve eşyayla ilgili eksik çok, fırsat bulupta alamadığım ama aklımda olan çok şey var ama zamanla..


İlk günler evden dışarı çıkmadığımdan, uzun süredir ertelediğim mektup arkadaşlarımın mektuplarına cevap yazdım ve postaladım.
İşin garibi mektupların Hong Kong ve Avusturalya'ya kadar gidebilmişken Almanya'ya henüz varamamış olması.
Umarım yolda başına bir şey gelmemiştir.
Bu mektup ve kartpostal arkadaşlığı gerçekten çok çok keyif aldığım aktivitelerden birisi.
Daha hala yazmam gereken ama vakit yokluğundan fırsat bulamadığım yazılacak mektuplar var.
Bundan sonra hengamelerim bitmişken nöbet ertesi yine ilk yapacağım işlerden biri mektup yazmak :)
Bana mektup yazmak isteyen, kart atmak isteyen olursa yurtiçi ya da yurtdışı iletişime geçin lütfen.
Çok hoşuma gider :)

Hala bilgisayarımı tamire veremediğimden usb girişi hala bozuk, ben de instagramdan copy-paste yaptım, o yüzden fotoğraflar biraz daha soluk ve kalitesiz gibi görünüyor sanırım.
Çalışma masam biraz daha toplu şimdi ama uzun süredir başına geçemediğim için tabii ki :)
İlk fırsatta itinayla dağıtılacak yine :)

Dekorasyon dergilerini okumayı çok seviyorum, Evim dergisini de uzun bir süredir okuyordum ama bu dergiyi sadece Ankara'da Ankamall'de bulabildim, buradaki D&R'da yoktu.
Bilgisayarım tamir olduktan sonra bu dergiden çok beğendiğim dekorasyon fikirlerini buradan paylaşıcam yine.

Neredeyim derseniz Trabzon merkezdeyim.
Burada günler sürekli yağmurlu ki bu benim en sevdiğim şey.
Burayı sırf yağmuru ve denizi için tercih etmiş bile olabilirim.
Ancak şöyle bir handikap var ki bütün yağmurlar gece ben uyurken yağıyor, ilerleyen günlerde gündüz vakti de yağar umuyorum.
Henüz gezi planlarımı gerçekleştirebilmiş değilim, biraz daha yerleşmek için vakte ihtiyacım var.
Benim için gitme vakti.
Ütü yapmam ve çöpü çıkarmam gerek. Yarın yine nöbet var.
Şimdilik kalın sağlıcakla :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...