25 Temmuz 2012 Çarşamba

Ne Okudum #2



Uzun zamandır 'ne okudum' postu yapmadığımı farkettim.
Oysa ki baya bi kitap okudum.
Gerçi Vikitap'ta sürekli güncelliyorum ne okuduğumu ama buraya daha detaylı olarak yorum yazmak istedim.


Bu aralar beynimi yoran, beni sürekli düşünmeye sevkeden kitapları okumak gelmedi içimden hiç.
Zaten gün içinde milyon tane şeyle uğraşıyorum, hele birde sıcaklar.. püfff...

       Kitap Almanya'da yaşayan bir ceza avukatının baktığı ilginç davaları anlatıyor.
İçinde, kız arkadaşının etinin tadına bakmak isteyen bir sevgiliden -üstelik bunu çok sevdiği için yapıyor- , bir cesedi parçalara ayırıp gömdüğü halde hiç ceza almayan birinden, katilin hala belli olmadığı davalardan bahsediliyor.
       Yazar belki de suçlu olan müvekkillerini korurken nasıl hissettiğini, hangi yolu izlediğini anlatıyor..
       Bu bana hep değişik gelmiştir bir suçluyu savunmak. Avukatların bu işi nasıl yaptığını düşünürdüm ama sonradan öğrendim ki hukuk sistemi aslında suçluyu korumak üzerine kurulmuş. Ortaçağ avrupasında suçlular hiç yargı önüne çıkmadan, haklı olup olmadıkları araştırılmadan ceza verilir idam edilirlermiş. Birçoğu masum olan bu insanların haklarını korumak, en azından kendilerini savunmalarına izin vermek adına hukuk sistemi doğmuş. Böyle olunca suçluyu savunmak o kadar da saçma bişey gelmiyor. Benim tuhafıma giden suçluyu savunmak değil aslında. Sonuçta kim neye göre suçlu, bu değişken bir durum Ama bir de herkesin kabul ettiği suçlar var ki tecavüz gibi, seri cinayetler işleyen psikopatlar gibi.. Yani kişinin işlediği suç kesinleşmişken bu insanları savunmak çok saçma, neyini savunuyorsun demek geliyor içimden ama adalet sistemi herkes için... Yıllar sonra bile suçsuz yere hapse gittiği anlaşılan insanlar oluyor.. Bu gibi durumların önüne geçmek için herkesin savunma hakkının olması şart..

       Nazan Bekiroğlu benim favori yazarlarımdan. Onu ilk kez Yusuf ile Züleyha'da tanımıştım ve üslubuna hayran kalmıştım. O günden sonra da çıkan her kitabını almaya başladım, her köşe yazısını takip etmeye..
       Nun Masalları içinde anlatılan bir öykü ve daha sonra yazarla bu öyküdeki kahramanlar arasındaki diyalogları, yazarın eseri oluşturuken ki fikir jimnastiklerini anlatıyor. Son bölümde de Nazan Bekiroğlu'nun Şair/Yazar Halide Edip Adıvar'ın günlüklerini derlediği dönemdeki iç dünyasını yansıtıyor..
       Kitapla ilgili benim düşüncelerime gelince ilk öykü dışında kitap beni biraz bunalttı. İlk kez bu yazarın bir kitabını okurken sıkıldığımı yorulduğumu hissettim özellikle onlara doğru. Tabi ki yine unutulmayacak cümleler var kitapta ama belki ben bu aralar kafamı böylesine yorabilecek bir kitabı elime almamalıydım. Başlamışken bitirmek zorunda kaldım işte...



       Bu kitap hayatımda okuduğum en şaçma, en gereksiz, en zaman öldürücü kitaptı diyebilirim.
       Kitabın ilk paragrafını okuyunca yazar çok önemli mesajlar verecek zannediyorsunuz, hele de ilk baskı sadece 6 kopya yapmışken, yazar okunmasını istemediği bir eseri niye ortaya koyar diye düşünüyordum. Meğerse tamamen keyfi sebeplerden ötürü imiş.
       İçinde en anlamsız ve cümlelerin uzunluğu ve saçmalığı nedeniyle kesinlikle anlaşılamayan masallar bulunuyor. Tamam masal dediğin biraz saçma olur ve zaten gerçek dışı öğeler barındırır ama bi masal bu kadar da saçma olmaz ki ..
       Bu kitabı alıpta boşuna okumayın. Hele kitabın giriş bölümünde Peygamber Efendimiz'e hakaretlerinden sonra kitabı yakmayı falan bile düşündüm, hala da düşünüyorum. Öyle işte.. 
      Pucca'yı bilmeyen yok herhalde, hele de bizim blog camiasında..
       Ben blog ve twitter vasıtasıyla Pucca'yı takip eden birisi olarak, kitaplarını okuyunca çok seveceğimi falan düşünürdüm niyeyse tam tersi oldu.
       Kitapta anlatılan Pucca karakterine resmen sinir oldum ki yaşananlar Pucca'nın günlüğü..
       Okuyanlar var mı bilmiyorum ama en yakın arkadaşlarının sevgililerini ayartan bunu da ben böyleyim diyerek masum bir şekilde anlatmaya çalışan bir Pucca var karşımızda ve ben böyle insanlara sinir olurum. Yani normalde böyle bir olay hemen yanıbaşımızda yaşansaydı herkes Pucca'ya sinir olurdu ama olay kitap haline dönüşünce bu karakterdeki bir insan nasıl bir fenomen haline dönüştü anlayamadım.
       Tamam annesi ve anneannesiyle yaşadığı olaylar çok trajik ancak çoğu yerde sinir bozucu bir şekilde davranıp bunun sorumluluğunu da eskiden annesiyle üvey babasıyla yaşadığı olaylara yüklemesi saçma. Bence böyle davranan bütün insanlar aslında kötü davranmak istiyorlar ancak masum gözükmek adına davranışları için her zaman bir bahane bulmaya çalışıyorlar..
       Kitapta yazanlara bakılırsa evet Pucca'nın karşısına hiç doğru düzgün bir erkek çıkmamış bu konu da bazı anlattıkları şeyler beni çok etkiledi hele de şu anki sevgilisinin Pucca'nın anne olmak istemesiyle ilgili söylediği kırıcı sözler ve bu durumda hissettikleri.. Ya da annesinin bir doğumgünü için onu unutması ve umursamaması karşısında hissettikleri..
       Pucca'yı ben Marilyn Monroe'ye benzettim ama bir Marilyn kadar sevemedim nedense.Ailesi ile sürekli sorunları bulunan, annesini tanımayan, küçükken gittiği yerlerde kabul görmeyen sürekli sıcak bir yuva özlemi kurup bunun arayışında olan bir Marilyn bence Pucca...


İçinizden bu kitapları okuyan birileri var mı?
Sizin yorumlarınız neler?

13 yorum:

undenied dedi ki...

kitapları çook seviyorum:)

asabi bakire dedi ki...

Malesef diğer kitapları okumadım,Pucca'yı da hiç okumayı düşünmüyorum ,dizüstü yazarların belaltı edebiyatı olarak nitelendirsem ayıp olmaz sanırım:) Popüler kültürün zararları:) Zaten yazarlık moda oldu eli kalem tutan ya kitabım çıktı diyor ya da üç kitabım var basılmamış dördüncüyü yazıyorum diyor. Sevmeyeceğini tahmin etmek zor değil yni:)
Ben ise çok keyifli bir kitaba başladım:) Çok güzel bir notla süslenmiş Aşk ve Gurur:) yeri gelmişken tekrar tşkler,sevgilerimle.
Tüm iyi dularının kabul olması dileğiyle,Güzel Ramazanlar:)

drwilldone dedi ki...

Undenied : Bendeeee :))


Asabi BAkire : Hiç ayıp olmadı aynen söylediğin gibi, Ama açıkçası okurken böyle bi kitap olduğunu bilmiyordum, gerçekten hayal kırıklığı oldu benim için.
Kitabı beğenmene sevindim.Aşk ve Gurur bir başyapıt kesinlikle, her kadın ordan bir parça buluyor kendinde, filmi de kitabı kadar güzel..Sana da Hayırlı ramazanlar diliyorum :)

Cessie dedi ki...

Asabi Bakire'ye bir anlamda katılıyorum. Eline kalem alanın yazar ilan edilmesi hoş değil. Ben PuCCa'ya hiç yazar gözüyle bakmadım kitabını okurken -ki ilkini okumadım, onu bilemeyeceğim- sadece yazıları derlenmiş bir bloggerdı benim için.

Elbette ki okurken anlayamadığım yerler oldu ancak sinir de olmadım, yargılamadım. Onu da öyle kabul ettim ve geçtim. Ne fanı olabilir ne de kendisini ayıplayabilirim. Çünkü onun yaşadıklarını hiç yaşamadım.

tersimpiçtir dedi ki...

Aralarından Pucca'nınkileri okudum.Pucca'nın edebiyatla falan ilgisi yok tabiki ama okurken zevk almadım dersem yalan olur? Kız gereğinde afilli cümlelerde kurabiliyor ama kitabındaki dili ona özgü ve sanırım ben sevdim.
Pucca gibi bir arkadaşım olursa diye düşünürsem yok istemeyebilirim.Ama onun farklı olup,iyi yazdığını düşünüyorum.
Oda sanırım bir Orhan Kemal'in diye gezmiyor. :))
Kitaplarını sevdim ben hatta 3.sü de geliyormuş bekliyorum.

drwilldone dedi ki...

Cessie : Benimde kimseyi yadırgadığım ya da fan olduğum yok tabiki. Bu kitap bir günlük nihayetinde ve ben öncesinde blog dünyasında varlığını bildiğim ve sevdiğim birini, kitabını okuyarak tanıdım ve tanıdıkça sevmedim.. Kitabı okumadan önceki ve okuduktan sonraki düşüncelerimin böylesine farklı olması beni şaşırttı, söylemeye çalışıtığım şey de bu..

drwilldone dedi ki...

Tersim Piçtir : Kitabı okurken sıkıldım çoğu zaman, bitsin diye atlayarak okudum bazı yerleri.Ancak çok çok üzüldüğüm yerlerde oldu.. Onun gibi bi arkadaşım olsun bende istemezdim açıkçası çünkü çok zıt karakterlerimiz var :)
Yeni kitabının çıktığını bilmiyordum senden duydum, alıp okumam demiyorum kesinlikle, sadece şimdilik öyle bir niyetim yok ama belli de olmaz tabi ki :)

kontes dedi ki...

pucca'yı ve diğer dizüstü edebiyat üyelerini merak ediyorum, çık-lıt tarz olarak gülme amaçlı.
ama ya ödünç alırım ya da 2. el
orjinal fiyata asla almayacağım.
Amacım kişileri aşağılamak değil ama gidip de şu kitapların tanesine +10tl verirsem nica yazarlar mezarında ters döner, yaşayanlarsa yüzüme tükürür gibime geliyor.

drwilldone dedi ki...

Kontes : Ben Pucca'yı okumadan önce diğer bütün dizüstü edebiyat kitaplarını almayı düşünüyordum Siminya'yı falan mesela ancak şimdilik bu fikrimden vazgeçtim Böyle kitaplara para vermeyeceğimden değil tabi ki, zamanında daha saçma kitaplara para vermişliğim var ama ne bileyim şimdilik soğudum diyelim :)

DarLa dedi ki...

pucca'nın ilk kitabını okuyup pişman olan biriyim :)
kendisinin bir blogunun olduğunu bile bilmiyordum
ünü bizim buraya gelmemişti daha
ama senin düşüncelerinden ziyade benim sinir olduğum toptan dizüstü edebiyat :D
bu kızlarımız aşk-seks vb.hayatlarını yazıp rahatlıyorlar
biz herkesin anlatamadıklarını yazdık,biz halk kızıyız ,halkın çocuğuyuz diyorlar ya eyvallah
peki sorarlar adama kitabın çıkıp eline para geçtikten sonra ne oldu da birden sosyete oldun diye :)
sürekli reklam yapıyorlar.
bu tür insanları reklam sektörünün satın aldığı insanlar olarak düşünüyorum ve para kazanmamaları için kitaplarını satın almıyorum
ayrıca da para kazandıktan sonra öyle bir halleri var ki sanırsın yavru kuşlarım gucci tulumla doğmuşlar
çok yazdım biliyorum ama benden sana ufak bir fikir siminya dahil dizüstü edebiyata dair hiçbirinin kitabını okuma-okutma :)

Cessie dedi ki...

Drwilldone; tekrar bakınca açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Ben aslında onu yargıladığını söylemek istememiştim, sadece kendi düşüncemi belirtmiştim. Yanlış anlaşılmaya mahal verdiysem affola O:)

acemi blogger dedi ki...

Bir zamanlar Nazan Bekiroğlunu severek okuyordum ama bu kitabını okumadım/okuyamadım. bir süre sonra bayıyor.
Diğer kitaplar ilgi alanıma girmiyor zaten.

drwilldone dedi ki...

Darla : Şu Gucci tulumla doğmuşlar kafın çok doğru, gerçi blog dünyasında biraz olsun tanınmaya başlayan bazı bloggerda bunu görüyorum malesef. Tekin acar ya da Mac gibi mağazalarda çalışan görevlilerin kendilerini oraların veliahtı zanedip ukala davranmaları gibi bazı bloggerlarda kendilerini bi üstün görmeye başlıyorlar biraz tanınınca, ne garip :))
Bu arada tavsiyene uycam, dizüstü edebiyat yok bundan sonra :))


Cessie : Ben yanlış anlaşıldığımı düşünerek sana bir açıklama yapma gereğinde hissettim kendimi aslında, eğer öyle birşey yoksa no problem o zaman :))


Acemi Blogger : Ben de çok zor okudum bu kitabını dediğim gibi ama Yine de bu kitap beni Nazan Bekiroğlu okumaktan alıkoyamaz :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...