Ekim 2012 okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekim 2012 okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2012 Salı

Kitap Yorumu - Maya / Leyla İpekçi




Bu kitabı bloglardan birinde görüp almıştım.
Yorumları ilginç gelmişti.

Genç bir kızın etrafında dönüyor hikaye.
Ailevi problemleri var kızın.
İyi bir aile hayatı yaşayamıyor oluşunun çoçukluğundan itibaren tüm hayatını nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor yazar.
Çok travmatik bir süreç.
Kitap boyunca hep dram var zaten.
Gerçek hayatta çoğu kez gördüğümüz bu durumu, olayın kahramanlarının ağzından dinliyoruz bir kezde.

Kitap boyu doğru düzgün bir ailemin olmasına şükredip duydum.
Çünkü buna sahip olamayan ve bunun sonuçlarına çok acı bir şekilde katlanan çok insan var populasyonda.

Olaylar çok sade bir biçimde anlatılıyor.
Ancak yazılanlar kadar basit değil hiçbir şey.
Tek başına hayata tutunmaya çalışan bir kızın dramı bu hikaye.

Aslında çok uzun şeyler yazmak istiyorum ama spoiler vermek istemiyorum.
Bu kadarı yetsin o zaman.
Alıp okuyun, okutturun bence.
Etrafınızdaki insanlara bakışınız değişecek eminim.
Sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmek için en azından..

29 Ekim 2012 Pazartesi

Ayfer Tunç - Ömür Diyorlar Buna






Sevgili Dilara'nın şu yazısında başlattığı yazar aylarında ilk yazarımız Ayfer Tunç idi, ben de ekim ayı içinde bu kitabı okuyup yorumlayacaktım
Ancak evdeki tamirat işleri, sokakta bulduğum kedicik ve bayramda hastanedeki nöbetler yüzünden hiç fırsatım olmamıştı okumaya.
Kitaptan onbeş sayfa kadar okuyup bırakmışım.
Bugün boş günüm olması nedeniyle elime alıp bitirdim sonunda kitabı.

Toplamda 22 öyküden oluşan bir kitap bu Ömür Diyorlar Buna.
Öykülerin hepsi ya gerçekten yaşanmış, ya da gerçek yaşamdan derlenmiş.
Okurken kendinizi olayların içinde hissediyorsunuz.
Öylesine akıcı ve içtenlikle kaleme alınmış hepsi.
Ayfer Tunç zaten kalemi güçlü bir yazar.
Bu kitabını da mutlaka tavsiye ediyorum.

En beğendiğim öykü şu diyemiycem çünkü hepsi birbirinden güzel ve bende farklı etkiler bıraktı.
Ama hikayeler içinde şöyle bir sınıflandırma yapabilirim sanıyorum.


  • Beni en çok imrendiren : Biliyor musun ki İyi Yaşanmış Hayat Bir Hazinedir [ Yedi dil bilen ve bu sayede cumhuriyetin kuruluş yıllarında MİT'de çalışmaya başlayan şirin bir teyzenin hikayesi ]


  •       Beni en çok üzen : İki Kedi [ Bu aralar Minnoş'u bırakmak zorunda kaldığım için vicdan azabı çekiyorum zaten, bu öyküyü okumak hiç iyi olmadı benim için. Biri yumuşak huylu biri düzenbaz iki kedinin hikayesi...]

  • Beni en çok korkutan : İde Ağacı [ İğde kokuları sayesinde bir garip buhranın içine sürüklenme var burda, gerçek bir öykü mü değil mi anlayamadım ama okurken kendimi korku filmi izliyormuş gibi hissettim, o derece gerildim... ]

  • Beni en çok eskilere götüren : Şapkacı Arlet [ 1920lerde doğan ve Beyoğlu'nda Şapkacı Arlet adında bir şapka dükkanı işleten Ermeni asıllı Madam Argiro'nun hikayesi...]
  • Beni en çok etkileyen : Bir Kara Derin Kuyu [ Yeşilçam'da sadece üç kez filmde oynayan, ilkinde başrolde izlediğimiz Nil Göncü'nün hikayesi bu. Dördüncü filmi çekildiği sırada peritonit sebebiyle hastaneye yatırılmış filmi tamamlayamadan hayatını 22 yaşında iken kaybetmiş. Oynadığı ilk filmin adı da Kuyu. Bu öyküyü okuyunca açıp izledim filmi, izlemeyenler varsa bu öyküyü okuyup izlesinler lütfen. "Kadınlara iyi davranın" diye bir ayetle başlıyor film, türü adından da anlaşılacağı gibi dram. İzleyin mutlaka..
      Filmin linki şu :  http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/83001/kuyu-metin-erksan-1968-83-dk



*Son iki görsel Google'dan alınmıştır.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...