16 Şubat 2013 Cumartesi

Geri Dönüş - Günlüğümsü - Dizi/Film Önerileri




       Uzun bir aradan sonra herkese merhaba,
       Bir süredir bloguma vakit bulupta bir şeyler yazamadım, yaklaşık bir ay oluyor sanırım. Bu ara sınav stresi, ders çalışma olayları, kitaplar arasında boğuluyorum, bunun dışında yaptığım hiç bir şey yok nerdeyse.
Nisan ayındaki uzmanlık sınavına hazırlanıyorum, bilmiyorum belki yine olmayacak ama en azından bu sefer elimden geleni yaptığıma inanıyorum, hal böyle olunca da buralar biraz başıboş kaldı.
       Aslında hep aklımdaydı, en azından niye bloguma uğramadığımı  yazayım falan diye ama fırsat olmadı ya da elim gitmedi bir türlü işte. Neyse sonunda yazabildim :)
       Dediğim gibi bu ara sadece ders çalışıyorum, bazen 13-14 saat ders çalıştığım oluyor ki gün sonunda beynim yanmış gibi hissediyorum, buna rağmen çok fazla eksiğim var, bir ara fırsat bulursam çalıştığım kitapları üst üste koyup fotoğrafını çekeyim de buraya koyayım fotoğrafını, gerçekten çok eğlenceli :)
       Kitap demişken bu sene başında vikitapta yıllık kitap hedefi belirlerken ben kendime 100 kitap hedefi koymuştum ama sadece bir kitap okuyabildim ve bu hedefi askıya aldım, şu anda sadece ders kitaplarımı okuyabiliyorum, elime bir roman almaya kalksam vicdan azabı çekiyorum," Otur ders çalış kitap okuyacağına, ya da soru çöz." Evet bu benim iç sesim işte :)
       Sadece blogda değil, instagram, twitter ve diğer sosyal medya sitelerinde de yokum bu aralar, yokluğumu farkedip soran, merak eden, mail yoluyla iletişime geçen herkese çok teşekkür ediyorum, geç de olsa maillerime cevap vermeye çalışıyorum, henüz cevaplayamadıklarım var, ilk fırsatta geri dönücem inanın :)
       Bu yoğunlukta yaptığım tek eğlenceli şey takip ettiğim diziler. Çok çok kaliteli diziler izliyorum ve mutlaka sizinle paylaşmam gerek :)
  • Arrow
  • Once Upon A Time
  • The Following
  • Mr. Selfridge



       Mr. Selfridge daha yeni yayınlanmaya başlayan dizilerden, yakın geçmişte ünlü Selfridge mağazasının kuruluş aşamasını ve eski Londra'daki hayatı anlatan muhteşem ötesi bir dizi. Diziyi mükemmel yapan şeylerden biri de şüphesiz Mr. Selfridge'nin gülümsemesi :) Dizide bütün duygular o kadar güzel yansıtılıyor ki, vintage merakınız varsa mutlaka ama mutlaka izleyin, pişman olmayacaksınız.

       The Following ilk bölümüyle sizi waaayyy be dedirten kurgusu süper, oyuncuları süper bir dizi. Bir seri katil ve seri katilin yakalanmasında büyük önemi olan eski bir FBI ajanı dizide başrolde. Seri katil bir şekilde hapisten kaçıyor ve son kurbanının peşine düşüyor, bu sırada kendisine seri katillerden oluşan bir tarikat kuruyor. Etrafta kimsenin durduramadığı kontrolsüz bir sürü seri katil ve hepsini yönlendiren tek bir seri katil var. Sürekli bir heyecan, sürekli yokk artık nidalarıyla izleyeceğiniz bir dizi. Şu ana kadar 4 bölüm yayınlandı ama ilk bölümüyle bile bağımlı olacaksınız bence, dizi için şimdiden bir hayran kitlesi oluşmuş durumda zaten, benden söylemesi.

       Once Upon A Time bir çoğunuzun duyduğu masallarla şimdiki zamanı ustaca uyarlayan fantastik bir dizi, Merlin sona erdiğinden beri onun boşluğunu dolduruyorum bu diziyle. Merlin demişken onun sona ermesiyle ilgili bir yas yazısı hazırladım ama henüz yayınlamaya elim varmadı :(

       Arrow bir süper kahramanın hikayesi. Terkedilmiş bir adada 5 yıl boyunca mahsur kalan zengin bir genç adadan kurtulmayı başarır ve babasının kendisine miras bıraktığı defterde yazan kötüleri durdurmak için bir süper kahramana dönüşür :)

         Bu kadar diziden bahsetmişken son dönem Oscar adayı olan süper filmler var, bunlardan herhangi birini izleme fırsatınız oldu mu bilemiyorum ama ben birkaç gün önce Silver Linings Playbook - Umut Işığım adlı filmi izledim. Psikiyatrik sorunları olan iki insanın hayatını anlatıyor, süper ötesi bir film değil ama güzel. Jennifer Lawrence Altın Küre ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödülünü almıştı bu filmdeki rolüyle , o yüzden benim film ile ilgili beklentilerim biraz yükselmişti, belki o yüzden biraz hayal kırıklığı oldu benim için ama yine de izlemenizi öneririm elbette.

       Bir de size son zamanlarda dinlediğim süper bir müziği önereyim son olarak. Özellikle videoda 4.54'ten sonrası en beğendiğim yer...

Haggard - Tales of İthiria

Bende bu aralar böyle işte, fırsat buldukça blogu güncellemeye çalışacağım, yorumlarınıza cevap yazamasamda okuyup dikkate alıyorum merak etmeyin, birkaç yazı önce kitap tavsiyesinde bulunan arkadaşlara teşekkür ederim, hepsini not aldım, şu sınav şeysinden sonra o kitapların hepsini alıp okuycam :)
Bir de cevap yazamadığım mektup arkadaşlarımın mektupları var ki, onlardan da çok özür diliyorum, nisandan sonra hepinize uzun uzun mektuplar yazıcam inşallah :)
Bana dua etmeyi ihmal etmeyin, bir an önce şu sınav derdinden kurtulup buralara dönebileyim.
Allah'a emanet olun şimdilik..

24 Ocak 2013 Perşembe

Kitap Yorumu - Final / Becca Fitzpatrick





Hush Hush serisinin son kitabını da okudum sonunda.
Dört serilik bir kitap bu. Pegasus Yayınları'ndan çıktı hepsi de.

Kovulmuş melekler ile Nefiller arasındaki rekabeti anlatan fantastik bir öykü bu seri.
İnanılmaz keyif aldım okurken.
Ben zaten fantastik kitaplara bayılırım ve bu seri beni mest etti bu konuda :)
Gerçekten ama gerçekten güzel bir seri. Bittiine çok üzüldüm.
Konuyu biraz daha uzatsınlar isterdim kesinlikle.
Serinin diğer kitapları da şunlar.


Eğer okumak için fantastik öğeleri olan bir seri arıyorsanız bu seri tam sizlik.
Mutlaka okuyun bence.
Ben şimdi yeni bir seri arayışına girdim.
Obsidiyen'i çok duyuyorum bu aralar, onu almak ve okumak niyetindeyim.
Başka önereceğiniz neler var?
Siz ne okuyorsunuz şu an sayın izleyici :)
Hadi herkes okuduğu kitabı yazsın bakalım :)

10 Ocak 2013 Perşembe

Kitap Yorumu- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam / Jack London





Bu kitabı bana sevgili OnTheRoad göndermişti hediye olarak.
Şurada paylaşmıştım yazısını.
Kendisi tam bir Jack London fanı. Bense daha önce hiç okumamıştım bu yazarın kitabını.
Özge böylesine övgüyle bahsedince ben de okuma listemde ilk sıraya aldım kitabı.

İçinde birkaç öyküyü barındırıyor kitap.
Ölüme Boyun Eğmeyen Adam'da kış şartlarında karla kaplı arazide tek başına kalan, yiyeceği tükenmiş ama kurtulma ümidi tükenmemiş bir adamdan bahsediyor.
Hikayeyi özetlemek mümkün değil. Sanki ordaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Ben gerçekten çok sevdim yazarın anlatım şeklini.
Bir de Buck adlı bir köpeğin hikayesi var ki o da tek kelimeyle harika.
Buck St. Bernard ve iskoç köpeği karması bir köpek. Lüks bir evin kıymetli köpeğiyken kutuplarda kızak çekmek için satın alınan bir köpeğe dönüyor hayatı.
Soğuk ve ilkel yaşam şartlarına ayak uydurmak zorunda kalıyor.
Kendi içine doğru bir serüven bu.
Baştan sona olanları köpeğin gözünden okuyorsunuz.
Daha önce şurada yazdığım Firmin Gibi burada da hikaye bir hayvanın gözünden anlatılıyor.
O yüzden bana bu kadar değişik geldi sanıyorum.
Bir insanın bir hayvanın gözüyle olanları gördüğünü varsayması ve bunu hikayeye aktarması çok enteresan.yazar gerçekten iyi bir iş çıkarmış.
Onu bu kadar ünlü yapması da bu yeteneği elbette.
Jack London başka neler yazmış diye bakınıyorum şu aralar.
Sizin okuyup da sevdiğiniz kitapları varsa önerilerinizi alabilirmiyim???

7 Ocak 2013 Pazartesi

İyi ki Doğdum(n)






       Merhabalar :)
       Bugün benim blogumun 1. yıl dönümü :) Uzun süre başka blogları takip ettikten sonra ilk kez geçen sene bugün ben de bir blog açayım demiştim, hatta ilk  takipçim de sevgili BirDilimPortakal olmuştu, ben de O'nun ilk takipçisiydim sanıyorum :)

       Bir sene de 124 post girmişim buraya.Yazamam hiç zannediyordum ilk başlarda, zannettiğimden çok yazmışım oysa. Ben kendi çapımda bir şeyler karalarken buraya, çok harika dostlarım oldu, iyi ki blog açmışım dedirten... Öğrendiğim çok şey oldu sizlerden, ve belki ben de bir şeyler katmışımdır sizlere. Bilemiyorum...
  
       Pek çok blogda gördüğüm ve çok kıskandığım blogger buluşmalarını yapabildim bu sayede sevgili Fndk ile :)  Hayatıma süper ötesi bir insan girdi, hem de bunca senedir aynı şehirde olmamıza rağmen birbirimizin varlığını bilmezken..

      Ayrıca çok güzel geri dönüşler aldım, ve bir sürü güzel hediyeler :)

      Beni musmutlu eden çok güzel insanlardan çok güzel mailler aldım bir de. O yüzden bugün bu yazıyı hazırlarken  iyi ki açmışım bu blogu diyorum. Umuyorum ki daha uzun yıllar yazma fırsatı bulabilirim, ömrüm yeterse ve şartlar müsait olursa daha çook yazılarınızı okuyup, kendi yazılarımı da sizlerle paylaşma niyetindeyim. Blogumun 1. yılına özel bir çekiliş haberi de yakında bloga olacak. Bu süprizi de vermiş olayım hemen.

       Bugün uzun süredir ertelediğim tetanoz aşımı oldum nihayet. Bir süredir mutfak kazaları sebebiyle hep bir yerlerimi kesiyordum, en sonunda iki gün önce limon dilimlemeye çalışırken işaret parmağımı da limonların arasına katmak gibi son derece gereksiz ve acı dolu ve dahi ortalığı kan gölüne çevirecek bir eylemim olunca artık aşı yaptırmak farz oldu. Tetanozdan ölmeyeyim bari dedim :) Bugün sabah hazır nöbetten çıkmışken aşımı da yaptırmış oldum. Şu anda sol kolum acayip derecede ağrıyor ve kolumun her hareketi bana acı veriyor. Tetanoz aşısından sonra birkaç gün ağrı ve ateş olması normal ama olmasa iyiydi yani. Şimdi uykudan gözlerim kapanırken bugün doğum günü olan kardeşim kadar sevdiğim bir arkadaşımı arayıp onunla ordan burdan muhabbet etmek ve sonrasında #osestürkiye yi izlerken uyuyakalmış olma niyetindeyim. Şimdilik kalın hoşça...

       İyi ki doğdun blogum, iyi ki doğdun canım arkadaşım...

      Edit :  Bu arada Once Upon a Time 2. sezon 10. bölüm yayınlandı, dizi ve ekip bir süredir christmas tatili nedeniyle ara vermişti, bu haberi dizinin fanlarına duyurmayı bir borç bilirim :))
      

4 Ocak 2013 Cuma

Adele




Adele'i çok severim, müziğiyle, duruşuyla çok çok şeker birisi bana göre.
Şu fotoğrafını gördüm ve paylaşmak istedim.
Kadın inanılmaz güzel bence...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...