10 Ağustos 2014 Pazar

HP-TWİLHGT


  • Herkese merhaba, yeni evimden bildiriyorum :) Çok hoşumagiden bir video paylaşarak başlamak istiyorum. Geçenlerde kardeşim izletti bu videoyu.
  • Ben en çok Carlisle'yı beğendim, acaip benzetmişler, öyle değil mi? :)
  • Bir de Bella'nın ağız hareketleri ne kadar benzemiş ve komik olmuş, onu izlerken gülmekten yıkılıyorum  :) 
  • Bu insanların bu videoyu çekmek için ne kadar uğraştıklarını düşünüyorum da resmen film setine hazırlanır gibi hazırlanmışlar, çok eğlenceli :)

  • Uzun zamandır yılan hikayesine dönen taşınma durumum sonunda gerçek oldu. Ne zamandır taşıındım, taşınıcam derken sonunda taşındım ve bu satırları yeni evimin full deniz manzaralı balkonundan yazıyorum :)
  • Şu anda İranlı ev arkadaşımla oturup bir yandan çayımızı içip bir yandan da dedikodu yapıyoruz, o bana eyeliner sürmeyi öğretiyor, evet bu konu da özürlüyüm ve bir türlü beceremiyorum eyeliner çekmeyi, ama pratik yapmak olayın özü, zamanla olacak bu iş zannımca :)

  •  Dün Uyumsuz serisinin son kitabı olan Yandaş'ı okudum ve bitirdim sonunda. Son kitabın çıktığını bile yakınlarda D&R'a gidince farketmiştim ama bu taşınma işleri yüzünden elime kitap almaya vaktim olmamıştı. Şu anda hazır yıllık izindeyken kitap okuma, uyuma ve dizi izleme zamanı benim için. ( Yazının bundan sonrası Uyumsuz serisi ile ilgili küçük bir spoiler içeriyor, kitabı henüz okumamış olanlar bu paragrafın devamını okumayabilirler )  Burdan yazar Veronica Roth'a sesleniyorum, niye bu kitabı mutsuz sonla bitirdin kardeşim ya, tüm seri boyunca Tris ve Tobias ile ilgili gelecek hayalleri yapıp durduk, sonunda bize ne verdin, amacın ne senin, mutsuz bir son yazıp hafızalara mı kazınmak istedin? Seri boyunca herkesle savaşıp galip çıkan Tris'i nasıl böyle yok edersin, bu kadında hiç vicdan yok mu? Sonu mutsuz biten kitaplardan nefret ediyorum. Merlin'i izleyip final bölümünde nasıl kahrolduysam bu kitabın sonunda da öyle oldum, hiç yakışmadı bu final , böyle bitmemeliydi..
  • Bu arada dün instagramda kitapla ilgili paylaşım yaptığımda serinin bir de yan kitabı olduğunu söylediler, kitabın adı Four, sanırım Tobias'la ilgili bir kitap, acaba küçükken yaşadıklarını falan mı anlatıyor bilemiyorum, henüz Türkiye'de piyasaya çıkmamış, bu konuda bilgisi olan varsa, ne zaman çıkacağına dair falan, bi yorum bıraksın please.

  • Dün uzun zamandır takip ettiğim ve bir süredir ara verdiğim The Following dizisinin 2. sezonunun son bölümlerini izledim. Diziyi bilmeyen için seri katillerle dolu güzel bir dizi, Kevin Bacon ve James Purefoy'un oyunculukları muhteşem, ne olursa olsun izlemelisiniz. Her sezonu bomba gibi devam ediyor, benden söylemesi.     
  • Alttaki fotoğraf balkonumdan güneşin doğuşu..
  • Bu aralar yerleşme işleriyle meşgulüm, yeni evimize arkadaşlar gelip gidiyor, onlara yemekler hazırlıyoruz, her gecemiz kalabalık ve kahkahalarla geçiyor, sevdiğin insanlarla bir arada olmak çok güzel, hatta geçenlerde İranlı ev arkadaşım bize geleneksel İran yemeklerinden yaptı, ilk kez iran yemeği yedik, ve damak zevki olarak pek de farklı olmadığımızı gördüm,  değişik kültürleri tanımak her zaman ilgimi çeken bir şey, keyifli vakitler geçiyorum anlayacağınız. Zaten bu sefer  tatilimi balkonda yayılarak kitap okuyup film izleyerek geçirmeyi planlıyorum, bir nevi detoks olacak benim için. Yazın bu sıcak günlerinde tatil başka nasıl geçer ki zaten :) Şimdilik bu kadar, görüşmek üzere :)                               

13 Temmuz 2014 Pazar

Ramazan Geldi, Kendimizi Nadasa Bıraktık.




  • Uzun bir aradan sonra merhaba. Daha önce yazmak istesem de elim bir türlü gitmedi, zaten yoğunluktan da fırsat bulabilirmiydim bilmiyorum. Havalar ısınmaya başlayınca ve işleri de yoluna koyunca yazmak geldi içimden.Zaten malum ramazan ayında bu sıcaklarda insanın hiç bir şey yapası gelmiyor, sizi bilmem ama ben iftara kadar iptal oluyorum resmen, her işimi iftardan sonraya erteliyorum, iftardan sonra da vakit çok kısa olduğundan bu ay neredeyse hiç bir işimi bitiremedim. Zaten nöbetlerde oruç halimizle nasıl nöbet tuttuğumuzu hiç sormayın :( Her şey bir yana sanki çok enerjik bir insanmışım ve bu sıcakta oruç sanki hiç etkilemiyormuş gibi bir de ingilizce kursuna başladım, ingilizceyi anlamak konusunda sıkıntım yok çok şükür ama çoğumuzda olduğu gibi speaking konusunda ben de problem yaşayan bir insanım ve bu durumu geliştirmek için başladım kursa. Kurstan çok memnunum gerçekten, dersi anlatan hocamız da çok tatlı bir bayan ama bu ay gerçekten çok zorlandığım bir gerçek. Umarım ingilizce konusunda artık bir yerlere varabilirim.
  • Bu aralar yapmaktan en çok keyif aldığım şey balkonda sebze fideleri ve tohumlarla vakit geçirmek. Şu anda elimde domates, patlıcan, kırmızı ve yeşil biber, kabak, çilek, avakado, nane, pazı ve yeşil soğan var. onların günden güne büyüdüğünü görmek, her sabah elimin toprağa yeşilliğe değmesi huzur veriyor. 
  • Ben cherrry domates ekmiştim fide halini. Şu anda 4-5 tane domatesim kızardı, olgunlaştı bile. Büyük bir leğen içerisine patates ektim bir de, henüz bi geliişme yok, tarım konusunda deneysel çalışmalar yapıyorum kendimce ama sebze meyvelerle uğraşmak dinlendiriyor beni. Elimdeki tohumlardan tere, dereotu, maydanoz, roka ve süs biberi ektim. Hepsi filizlendiler ama henüz oldukça küçükler. Biraz daha büyüdükleri zaman onların da fotoğrafını koyarım belki.
  • İnternette daha doğrusu instagramda #kenttarımı ,  #urbanfarming diye arattığınız zaman balkon sebzeciliği konusunda pek çok paylaşım görebilirsiniz. Ben de ordan görüp birşeyler esinleniyorum. Geçenlerde İbeking'in havuç ektiğini ve aldığı ilk hasatı görünce hazır elimde tohum varken ben de ekeyim dedim ve derince bir saksıya birkaç adet havuç tohumu ektim, şimdi ilk filizlerini verdiler. Küçükken tarladan taze havuç söktüğüm zamanı hatırlıyorum, kokusu hala aklımdadır, o yüzden belki havuç konusunda bu kadar heveslendim. İlk hasatımı alacağım zamanı heyecanla bekliyorum ben de.
  • Geçen sene arkadaşımın verdiği karanfilin saksısını bu sene değiştirdim, artık kurumaya başlamıştı, umarım kurtarabilirim diye düşünüyordum. Yeni saksıya geçince karanfiller serpilip büyüdü, hatta bir kaç tane çiçek açtı hemen ve o kadar güzel kokuyorlar ki anlatamam :) Diğer bir çiçeğim ise sevdiceğin aldığı siklomen. Benimkinin bir süre sonra çiçekleri döküldü hatta bitkinin kendisi de çürümek üzereydi, onun da saksısını değiştirince en azında artık yaprakları duruyor ama artık çiçek vermez bu sene sanırım. Hani bazı insanlar vardır, onların elinde, evinde bitkiler daha bir serpilir, ben nedense onlardan değilim sanıyorum ama inatla bitki yetiştirmeye davam edeceğim 
  • Agustos geldiğinde bu çiçek ve sabzelerin arasında balkkon keyfi yapmak, çayımı-kahvemi yudumlarken kitabımı okumak heyecanla beklediğim, gerçekleşmesini istediğim hayalim.
  • Bunun dışında evi toparlamaya, organize etmeye çalışıyorum, 10-15 gün içinde aynı binada başka bir daireye taşınıcam o yüzden bir yanda da toparlanmaya yıkanacak eşyaları yıkayıp kaldırmaya çalışıyorum. Taşınma işi biraz zahmetli olduğundan bir sonraki yazı biraz geç gelebilir, belki yani yazıyı yeni evimden yazarım artık. Bu arada ara verdiğim kitap okumalarına başladım yeniden, üzerimdeki ölü toprağını atmaya çalışıyorum. Tatil planları yapıyorum bir yandan, yurt dışı tatili çok istiyordum bu sene kardeşimle birlikte ama onun pasaportuyla ilgili çıkan bi sorun yüzünden alamadı pasaportunu, bu yüzden yurtdışı tatil planlarımız suya düştü, belki birkaç günlüğüne yurtiçinde bir yerlere kaçabilirim.
  • Belki hazır yıllık izne çıkmak üzereyken spora başlarım, hep yapmayı istediğim ama sürekli ertelediğim bir şey spor. Aslında yakınlarda olsa yogaya gitme niyetim var ama malesef sporla yetinmem gerek şimdilik.
 
  • Bunların dışında bugün kardeşimle uzun zamandır elimizde olan Lady Diana'nın hayatını anlatan Naomi Watts'ın oynadığı DIANA filmini izledik. Benim için Diana prensesliğe en çok yakışan  isimlerden birisi ve öldüğü zaman çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Bu açıdan filmden
    etkilendiğimi söyleyebilirim ve aslında bilmediğim bir kaç gerçeği de öğrenmiş oldum böylece. Ama daha güzel bir film çekilebilirdi belki de, yaşadığı dönemde zamanının en güçlü kadını olan Lady Diana için biraz sönük kalmış bu film.


  • Son olarak yeni başladığım kitabımdan bahsetmek istiyorum. Tesla'nın Kutusu, yazarı Samantha Hurt. Ünlü bilim adamı Nicola Tesla'nın hayatından esinlenerek yazılmış bir roman, bildiğim kadarıyla otobiyografik bir roman değil ama henüz başlardayım o yüzden emin değilim. Tesla hakkında bilgisi olmayanlar için, Edison ile aynı dönemde yaşamışlar ve Tesla Edison'un kendi fikirlerini çalarak ünlü olduğunu söyleyerek insanlara küsmüş ve yalnız ve aç bir halde hayata veda etmiş, yaşarken kıymeti anlaşılamamış büyük bir mucit. Hatta Prestij adlı Christopher Nolan'ın filminde (benim izlediğim en iyi film sıralamasında birinci sırada yer alır)
    hatırlarsanız iki sihirbaz (sihirbazlardan biri Christian Bale, diğer Hugh Jackman )birbirleriyle yarışa giriyorlar ve Hugh Jackman Bale'i yenmek için mucit Nicola Tesla'nın yanına gidip kendisinden bir makine yapmasını rica ediyor. Bu filmi izleyenler Tesla'nın ne gibi icatlarla uğraştığı konusunda fikir sahibi olabilirler. Alttaki resim Prestij filminden bir sahne. Sağdaki ilk kişi Tesla'nın yardımcısı, ortadaki kişi Nicola Tesla'yı filmde canlandıran oyuncu, soldaki kişi de Hugh Jackman tabii ki.
    Tesla'dan bu kadar çok bahsetmişken bir de bu bilim adamının kendi fotoğrafını koymadan geçersek ayıp olur.
                                                                    Nicola Tesla
  • Ben kitabı 2010 yılında Kocaeli Kitap Fuarı'ndan almıştım, okumak şimdi nasip oldu, sonunu nasıl getirecekler, nasıl bir kurgusu var merak ediyorum.
  • Şimdilik benden bu kadar. Herkese enerjisi yüksek bir hafta diliyorum, görüşmek üzere..

11 Temmuz 2014 Cuma

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Girne Amerikan Üniversitesi, "Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de Oku" sloganı ile bütünleşen ve yurtdışı kampüsleriyle de öğrencilerine üç farklı kıtada eğitim fırsatı sunan öncü bir üniversite.
Eğitimde mobiliteye verdiği önem ve uluslararasılaşma sürecinin bir göstergesi olarak Girne Amerikan Üniversitesi; İngiltere, ABD ve Hong Kong’dan sonra küresel kampüslerine bir yenisini ekleyerek Türkiye’de İstanbul yerleşkesini hizmete açmıştır. Bu süreçte Girne Amerikan Üniversitesi, öğrencilerine 3 farklı kıtada eğitim imkânı sunmakta ve "Üç Kıta Tek Üniversite" sloganı ile de bir dünya üniversitesi olma noktasında bir hareketlilik içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.
Kazandıkları ÖSYM bursları ile GAÜ’ye yerleşen öğrenciler, Girne Amerikan Üniversitesi’nin yurtdışı yerleşkelerinde aynı burslarla ve ek ücret ödemeden programlarıyla uyumlu dersler yada ELA’da (English Language Academy) İngilizce dil eğitimi alıyor; geri döndüklerinde ise yurtdışında aldıkları dersleri GAÜ programlarındaki ders yükümlülükleri yerine saydırarak eğitimlerine devam edebiliyorlar.
Eğitimde 30 Yıl...
Geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle 30. Onur Yılı’nı kutlayan Girne Amerikan Üniversitesi için bu sene oldukça özel bir yıl. GAÜ, 2014-2015 Akademik Yılında tam 2260 yeni öğrencisine 7 yıl boyunca kesintisiz ÖSYM Bursu verecek.
GAÜ sosyal ağlarda da çok aktif; bu sene tercih dönemi boyunca facebook.com/girneamerican üzerinden tüm kampüsler ve öğrenci hayatı ile ilgili herşeyi paylaşıyorlar ve tüm sorulara resmi sayfa üzerinden cevap veriyorlar. Twitter takipcilerini de unutmamışlar @girneamerican üzerinden en güncel paylaşımları takip edebilirsiniz.
GAÜ, şu anda küresel dünyanın yükselen meslekleri Denizcilik, Havacılık, Sahne Sanatları, Hukuk, İleri Mühendislik Disiplinleri, Güzel Sanatlar, Mimarlık, İç Mimarlık, Uluslararası İşletme, Uluslararası İlişkiler, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Hukuk, Çin Dili ve Edebiyatı, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Sınıf Öğretmenliği, Sağlık Yönetimi, Ergoterapi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Ebelik, İnşaat Mühendisliği ve Sivil Havacılık Ulaştırma İşletmeciliği, Pilotaj gibi programları barındıran; 9 Fakülte, 6 Yüksekokul, 2 Enstitü ve  2 Meslek Yüksekokulu’nda olmak üzere , 69 Lisans 21 Önlisans 48 Yükseklisans ve 17 Doktora programı sunmakta.
GAÜ’den saygın dünya üniversiteleri ile akademik işbirliği ve değişim programları fırsatı!
Girne Amerikan Üniversitesi, kampüsleri ve 200’ü aşkın dünya üniversitesiyle sürdürdüğü öğrenci değişim programları kapsamında, öğrencilerine yaşam boyu hatırlayacakları deneyimlerin kapılarını açmakta.
Uluslararası Denklik ve Tanınma
Girne Amerikan Üniversitesi sağladığı eğitimin kalitesini sürekli olarak geliştirmek için akreditasyonlarını ve üyeliklerini yenilemektedir. GAÜ yerel olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordınasyon Kurulu YÖDAK ve Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınmaktadır. Ayrıca dünyanın bir çok saygın denklik kurullarından akredite olan GAÜ’nün bir çok uluslararası üyeliği de bulunmaktadır.
Girne Amerikan Üniversitesi Eduniversal’ın En İyi Üniversiteler sıralamasında yer almaktadır. Avrupa Birliği Yükseköğretim Sistemi içerisinde üniversite eğitimini denetleyen uluslararası eğitim kuruluşu Eduniversal, 153 ülkeden 12 bin yükseklisans programının incelenmesi ve 100 bin öğrenci ile yaptığı “En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren Üniversiteler” araştırmasının sonuç raporuna göre GAÜ "En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren İlk 100 Üniversite" arasında gösterilmektedir.
GAÜ, YÖK onaylı programlarıyla geleceğin pilotlarını yetiştiriyor
4 yıllık Pilotaj eğitimi alan öğrenciler, GAÜ İstanbul Yerleşkesi Uluslararası Havacılık Akademisi’nde similatör ve uçuş derslerini tamamlayarak Pilot olma hakkını kazanıyorlar. GAÜ’nün, uluslararası standartlarda verdiği eğitimle yetiştirdiği öğrenciler, önümüzdeki 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan havacılık sektöründe kolaylıkla iş bulabilecekler.
Kıbrıs, dünyanın en güzel adalarından biri!
Kıbrıs Dünya’nın en güzel adalarındandır ve iklimi sayesinde bir tatil ülkesinde eğitim alma şansınız var, üniversite kampüsü plajlara çok yakın mesafede bulunmakta ve kampüse çok renkli bir yaşam hakim. GAÜ, adanın en turistik sahil kenti olan Girne’de kendisine özel plaj ve uygulamalı 5 yıldızlı oteli ile öğrencilerine eşi benzeri olmayan bir eğitim fırsatı sunmaktadır.
Peki kampüste hayat mı nasıl? Tanıtım filmleri için youtube.com/girneamerican ve vimeo.com/girneamerican
Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Nisan 2014 Salı

Bir dizi - Bir kitap


  • Son zamanlarda kitap okuyamadığımı, elime aldığımı da bir türlü bitiremediğimi söylemiştim. Sonunda şeytanın bacağını kırmış olabilirim, belki de kırmamışımdır ve bu durum geçicidir, şimdilik bilemiyorum :)
                                                             

  • D&R'da kitabı elime alıp arkasını okur okumaz bu kitabı mutlaka okumalıyım demiştim, hatta bir tane de o anda birlikte alışveriş yaptığımız yakın arkadaşım için almıştım. Bu aralar nöbetlerden fırsat bulunca hemen elime alıp bir solukta okudum. Çok keyifli ve bir yandan gülüp bir yandan altını çize çize bitirdim kitabı. Türkiye'de belli bir yaşa gelen kadınların evlenmek üzerine nasıl programlandıklarını, bunu nasıl saplantı haline getirdiklerini tam anlamıyla anlatmış yazar. Okurken evet bu tam da böyle oluyor diyorsunuz. Kadın-erkek ilişkilerine ve aileler üzerine keyifli bir roman olmuş, her kadına şiddetle tavsiye ediyorum, okurken acayip keyif aldım, ben kitabın ikincisinin de çıkacağını düşünüyorum,çünkü bir anda bitiyor kitap, umarım yazar beni duyar da ikinci kitabını da yayınlar :)
                                                                 

  • Diğer bir konu ise beni meraklandıran bir dizi haberi. Başrollerinde Clive Owen'ın oynayacağı iki yüzyıl önce tıp mesleğinin ne zorluklarla icra edildiğini anlatan bir cerrahın ve hemşirelerin hikayesi. 10 bölümlük mini bir dizi olarak yaz aylarında yayınlanacakmış. Daha fazla bilgi ve videolar için şuraya lütfen.
                                                                                 
                                                                                         
                                                                                        

  • Diziler hakkında henüz başlamadığım ama yazmaya niyetlendiğim dolu dolu bir post var aklımda. Malum Game of Thrones ve Da Vinci's Demons başladı. Once Upon A Time ve Elementary de bir yandan devam ediyor. Fırsat bulabilirsem bir sonra ki yazıda onlarla ilgili olsun.

30 Ocak 2014 Perşembe

Aashiqui



Bu filmi ve müziklerini yazmasam olmazdı, evet.
Son zamanlarda vizyona giren neredeyse bütün filmleri izlemiş olsamda, onları yazmak için böylesine bir istek duymadım hiç.
Oturupta bir hint filmini bu kadar severek anlatacağımı da düşünmezdim ama oldu işte.
Aslında filmi izlemeden önce de filmin müziklerini ara sıra dinliyordum ama izledikten sonra dinlemesi ayrı bir keyifmiş.

Filmin kendisi zaten çok hoş ama müzikleri için mutlaka izlenmesi gereken bir film.
2013 yapımı bir film bildiğim kadarıyla 'Aashiqui', türkçesi AŞK.
Eskiden çok iyi işler yapmış ama daha sonra şöhreti kaldıramamış ve alkol sorunu olan, bu yüzden de her şeyini kaybetme noktasına gelmiş erkek şarkıcı ile, ünlü bir şarkıcı olmak isteyen ama bu fırsatı bir türlü bulamamış kızımızı ve sonrasında aralarında gelişen aşkı konu alıyor film.
Baştan sona çok duygusal, zaten müzik hiç eksik olmuyor, iyice mest oluyorsunuz :)
Neyse burada amaç filmi anlatmak değil zaten, sizinle müzikleri paylaşmak.

En en en sevdiğim, ve dinledikçe insanı depresyona sokan, fonda yağmur sesleri, elde sigara, düşüncelere dalmışken açılıp dinlenesi, ya da dinledikçe düşüncelere daldıran şarkımız şu :


İkinci en çok sevdiğim, filmin sonunda çalan şarkılardan birisi, bugün makale çevirirken bütün gün bu şarkıyı dinleyip durdum.

Sıradaki şarkının da hem erkek hem de kadın vokallerin söylediği versiyonu var ve ikisi de birbirinde güzel. Hele kadın vokalin söylediği çok etkileyici, bir insanın nasıl bu kadar ince sesi olabiliri yaw :)



Son şarkı da geçen sene sürekli dinlediğim şarkıları olsun.


Bu kadar filmle ilgili görüntüden sonra filmi izlemiş gibi oluyorsunuz evet ama izlemesi ayrı bir keyif bence. 
Öyle aman aman girift konular, olaylar yok, çok basit bir konusu var filmin ama oyunculuklar çok masumane ve şarkılarla film güzelleştirilmiş.
Kendinizi hüzünlü hissettiğinizde oturup iyice duygusala bağlamak istediğinizde çayınızı alıp açın izleyin filmi, sonra gelip bana teşekkür edersiniz, ya da etmezsiniz siz bilirsiniz :)
Kalın hoşça..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...