28 Haziran 2012 Perşembe

Günlük gibi birşey işte..






Dün şu yazımdaki kitaplaşma etkinliğinden eşleştiğim sevgilli Havva'mın bana gönderdiği Suzan Defter'i nihayet bitirdim.
Şu yazımda da  kitap içinden bir bölümü paylaşmıştım burda.
Kitabı 10 haziranda 03:35 de okumaya başlamışım, dün gece yarısına doğru  da bitirdim.
Yavaş kitap okuduğumdan değil aslında..
Oldukça hızlı kitap okurum ama hem ders çalışmam gerekiyor hem de nöbetler falan..
Kitap okumak ders çalışmam gerekirken benim için biraz lüks kalıyor malesef.
Yoksa şöyle uzun uzun kitap keyfi yapmayı özledim ne zamandır.. ama malesef bu aralar buna fırsatım yok..
Ama kitap okumaktan vazgeçemem tabi ki, o yüzden ders çalışma aralarında elime alıp okudum birkaç sayfa..
Okudukça bitmesini istemedim kitabın, daha da yavaşladım,,
Sonunda bitti malesef..Bitti ama beni de bitirdi..
Kitapta anlatılanlar, bitirince bana hissettirdikleri...
Dibe vurdum dün gece..
Demem o ki eğer depresifseniz bu aralar okumayın sakın kitabı..
Öyle güzel bir kitap çünkü...
Kitapta beni etkileyen yerlerden birisi şu :
 " Benim suçum yok Derya, varsa da bağışla beni..Suzan kaldırabileceğimden çok daha fazla sevdi beni..Ezildim.. "
Böyle mi oluyor hep? Birisini fazla sevince karşı tarafa fazla mı geliyor???

Neyse...

Dün sevgili Begoş'un kitaplarını nihayet kargolayabildim. 
Bir haftadır günaşırı nöbetlerden fırsat bulamamıştım..
Dışarı çıkmışken kendime de böyle değişik konusu olan bir kitap aldım.

Bu da konusu. Değişik bir şey. Bakalım ne zaman okurum..

 
Market alşverişine çıkmışken bir de bu çayı aldım aktardan.
Henüz içme fırsatım olmadı..
Umarım tadı acı değildir..
Dün yorucu geçti benim için.
Sabah 8 de ders çalışmak için kalktım, akşama doğru alışverişe çıktım, onları yerlerine yerleştirmek falan..
Şu anda da  Samsun'a gitmek için hazırlanıyoruz..
Ben dönene kadar siz bu yazıyı okuyun istedim.
Bir aksilik çıkmaz  sağ salim gidip geliriz ve inşallah güzel haberlerle döneriz ordan..
Dua edin..
Şimdilik kalın hoşça...

8 yorum:

Nesrin dedi ki...

İyi yolculuklar...
Hiç Ayfer Tunç okumadım, bu aralar çok karşıma çıkıyor, bir göz atmak lazım:)

su dedi ki...

bu kadar kitap kıskançlık vesilesi olur ama :P :))
iyi okumalar,sende benim gibi kitap kurdusun:))

su dedi ki...

kore yeşil çayından hocam sultan ferah akpınar yeo (kendisi orta doğu teknik üni ve boğaziçi üni.tesindeorta doğu politikası derslerine giren bir kore dili doktorudur) kore'den bana getirmişti ve tam şu anda onu içip yeni bir post yazıyordum ki senin çaylarnı görünce,bu çayın tadı acı diye haber vereyim dedim :) yani pek lezzetli değil ama damak tadına göre karar değişir tabi:)

delikitap dedi ki...

Çok merak ettiğim bir kitaptı canım, yorumun o kadar etkileyici ki; daha bir merak ediyorum şimdi. Paylaşım için sağol Vildan'cım. ;)

cyrstalll dedi ki...

Aa ginseng çayı :) Gingseng çayı gören masum köylü gibi oldu haha :) Türkiye'de varmıymış ya :)

zamansozleri.blogspot.com

drwilldone dedi ki...

Nesrin : Benimde ilk kitabım. Şimdi de 'Ömür Diyorlar Buna' adlı kitabına başlamayı düşünüyorum. Yenilerde tanıdığım bir yazar ama güçlü bir kalemi var.. Tavsiye ederim gerçekten..

Su : Aaa orjinal yeşil çay mı? Bizim içtiğimiz yeşil çaylara göre nasıl, tadı çok farklı mı? Ben bu çayı acı olabileceğini bilerek aldım, tatlandırark içmek niyetindeyim, bakalım :)

Deli Kitap : Gerçekten güzel bi kitap canım..

Cyrstall : Ben de yaşadığım yerde ilk kez görüyorum, hele de bir aktarda görmek çok şaşırttı beni :)

su dedi ki...

aktardan alıp usulüne göre demlenen yeşil çay daha lezzetli.yani ben kore'den gelende aman aman bir tad bulamadım:) ama damak tadına göre değişir dediğim gibi.ayrıca tatlandırarak içme o zaman bütün çayların tadı bozuluyo,hem üç beyazdan kaçmak lazım,malum kilo yapmasın diye:)

drwilldone dedi ki...

Su : ya yakın zamanda diyet yapıp kilo verdiğim için ben de dikkat ediyorum üç beyazdan uzak durmaya, zaten illa şekerli olsun istiyorsam tatlandırıcı kullanıyorum.Ama benimkisi biras merak. Bu çayı da içmemiş olmayayım diye :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...