Ağustos 2012 okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağustos 2012 okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2012 Perşembe

Kadınlarda Sünnet!!! Kitap Yorumu - Çöl Çiçeği / Waris Dirie


Bu kitabı sevgili Kontesce'nin blogunda görmüştüm yanılmıyorsam.
Gerçek bir hayat öyküsü Çöl Çiçeği.

Waris Dirie Afrika'da çölde zor şartlar içinde yaşarken bir gün babası kendisini 50-55li yaşlarda biriyle evlendirmeye kalkıyor.
Waris bu sırada 9-10 yaşlarında.
Evleneceğini ve bundan kaçış olmayacağını anlayan Waris evden kaçıyor ve zorlu bir maceranın ardından İngiltere'ye geliyor.
Burada mankenlik ajansına kayıt yaptırıyor ve sonunda ünlü bir manken oluyor.
Ancak ailesini özellikle de annesini çölde bıraktığı için huzursuz ve onları bulabilmek için geri dönüyor.

Çölde yaşayan kızların çektikleri sıkıntıları anlatmak için başından geçenleri kitap haline getiriyor.
Kız çocuklarının sünnet edildiğini de ilk kez böyle duyuyoruz.

Yapılan işlem son derece ilkel şartlarda ve korkunç bir amaç uğruna yapılıyor.
Kız çocuklarının başka bir erkekle ilişkiye girmemesini garantiye almak için yapılıyor bu işlem.
Dış genital organlar üst kısımdan başlanarak o sırada etrafta bulunan en keskin taş ya da benzeri bir cisimle kesiliyor.
Sonra kesilen bu yer iğne görevi görecek bir cisimle hiç boşluk kalmayacak bir şekilde dikiliyor.
Sadece idrar yapmak için idrarın çıkabileceği iğne ucu kadar küçük bir boşluk bırakılıyor.
Vagina dahil bütün genital organlar bu dikişle kapatılıyor, böylece aileler kızlarının evleninceye kadar hiçbir erkekle ilişkiye girmeyeceğini garanti altına almış oluyor.

Waris Dirie de bu işlemin uygulandığı bir kadın.
Yanlış hatırlamıyorsam 8 yaşında iken yaşıyor bu korkunç durumu.
Çölde kaçıp sosyal yaşama adım attığı zaman farkediyor kendindeki bu garipliği.
Her kadının kendisi gibi olmadığını farketmesi şöyle oluyor.
Normalde tuvalet ihtiyacı olan her kadın bu ihtiyacını kısa sürede giderirken, kendisi idrar yapma ihtiyacını 15-20 dakikadan önce gideremiyor.
Çünkü bunun için çok küçük bir boşluk var ve idrarını damla damla yapabiliyor ancak.
Aynı şekilde mens kanamaları da çok uzun sürede bitiyor çünkü kanın akabileceği çok az bir boşluk var.

İlk başta bu durumdan dolayı utanıyor, anlatmaktan çekiniyor, sonra yaşadığı toplumda başkaları da aynı sorunu yaşamasın diye Unicef'le iş birliği yapıyor.
Şu anda evli ve çocuk sahibi bir kadın Waris Dirie.

Dünyada hala böyle ilkel şartlarda yaşayan bu ilkel muameleleri gören insanlar var mı diye merak ediyorsanız, evet gerçekten var ve yaşananlar tüyler ürpertici.
Mutlaka okuyun bu kitabı.
Uzun zamandır okuduğum en güzel otobiyografik kitaptır kendisi..

26 Ağustos 2012 Pazar

Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü - Jared Cade




Ben Agatha Christie okumaya orta okul yıllarımda başladım.
Arkadaşımızın babası edebiyat öğretmeniydi ve bize kütüphanesinden sürekli kitap getirirdi.
Biz de öğlen yemeklerimizi yedikten sonra kitaplarımızı alır bir köşeye çekilir kitap okuma saati yapardık kendimizce :)
O dönem hatırı sayılır sayıda kitap okuduk birlikte.
En çok okuduğum yazarlar Stephen King ve Agatha Christie idi.Bu iki yazarın da nerdeyse bütün kitaplarını o dönemde okudum.

Sonra lise yıllarında Agatha'nın hayatının belli bir döneminde kaybolduğunu, arabasının da kaza yapmış bir halde terkedilmiş bir halde bulunduğunu anlatan bir belgesele denk geldim.Daha öncesinde böyle birşeyden haberim yoktu ve çok şaşırmıştım. Ancak sonrasında bu konuyu çabucak unuttum ve uzun zamanda aklıma gelmedi.
Geçtiğimiz aylarda kardeşim Agatha Christie'nin kaybolduğu dönemi anlatan bir kitabın varlığından bahsedince izlediğim o belgesel aklıma geldi hemen ve kitabı sipariş ettik.

Agatha'nın gençlik yılları
Agatha Christie zengin bir ailenin 3. çocuğu olarak İngiltere'de dünyaya gelmiş.Kendisine çok düşkün ailesi nedeniyle pek fazla okula gitmemiş ve evde annesi ve dadısı tarafından eğitilmiş.
Çocukluğundan beri hayalgücünün çok geniş olduğu ve fantastik-mistik olaylara ilgisinin yoğun olduğundan bahsediliyor kitapta.
Agatha ve ilk kocası Archie
Evlenilecek yaşa geldiği zaman sosyeteye tanıtılıyor peşinden koşan çok kişi olmasına rağmen hiç kimsede aradığını bulamıyor. Etrafına sürekli 'denizden gelecek bir adamın' kendisini kurtaracağı, aradığı herşeyi onda bulacağını söylüyor. Bu sırada Reggie adında kendisine çok kıymet veren biriyle nişanlanıyor ancak bu kişi denizden gelecek olan adamın sıfatlarını taşımadığından, Agatha'yı kendine aşık edemiyor. Bu dönemde Archie adında biriyle tanışıyor ve Agatha aşık oluyor, nişanlısından ayrılıyor Archie ile evleniyorlar. Ancak Archie evlilik gibi bir sorumluluğu kaldırabilecek bir erkek değil, oysa aksine Agatha'nın tek istediği iyi bir adamla evlenip onun çocuğunu doğurmak ve evinin kadını olmak. Agatha hamile kaldığında ve çocuğunu doğurduğunda ise Archie'nin tek düşündüğü Agatha'nın eski zayıf haline kavuşup tekrar çekici bir kadın haline gelip gelemeyeceği oluyor. Bu dönemde maddi sıkıntılar baş gösterince Agatha kısa dedektiflik öyküleri yazıyor, yazdıkları ilgi uyandırınca önce gazetelerde yayınlanıyor, sonra da her noelde yayınlanacak öyküler yazmaya başlıyor, kısa zamanda bir yayıneviyle anlaşıp kitapları basılıyor, maddi bağımsızlığını elde ediyor. Kendi parasını kazanmaya başlayınca kocasıyla araları bozuluyor, Kocası kendisini başka bir kadınla aldatıyor, bu sırada Agatha'nın çok düşkün olduğu annesi ölüyor. Aldatıldığını öğrendiği zaman dilimi de annesinin yasını tuttuğu bu dneme denk geliyor ve birgün Agatha kayboluyor. 

Bir anda basının ilgi odağı haline geliyor bu durum. Agatha'yı bulmak için halk seferber oluyor, binlerce kişinin katıldığı arama ekipleri kaybolduğu bölgeyi arıyor ancak yanıt alınamıyor.
Polisin araştırmaları Agatha'yla Archie'nin mutlu görünen evliliklerinin ardındaki aldatma olayını öğrniyor ve Agatha'nın kaybolmasıyla ilgili olarak kocası Archie'den süpheleniliyor, aldatan koca günlerce polisin baskısıyla bunaltılıyor, Agatha'yı öldürmüş olmakla suçlanıyor.
Gazaetelerde çeşitli spekülasyonlar yayınlanıyor, kitapların çok satması için böyle bir oyun düzenlendiğinden bahsediliyor.
Kayboluşunun onbirinci gününde Agatha Christie'nin kaplıca otellerinde kaldığı ihbar ediliyor polise.Kocası Agatha'yı teşhis etmek için polisle birlikte otele gidiyor, Agatha'nın yaşadığı ve oteldeki kişinin o olduğu anlaşılıyor.
Oteldeki bir görevlinin Agatha 'nın  otelde bulunduğu sırada yaptıklarıyla ilgili ifadesi
Basının baskısından çekinen koca Agatha'nın bir kaza geçirdiğini ve hafızasını kaybettiğini, kendisini bile tanımadığını, neden otel odasında olduğunu bilmediğini söylüyor gazetecilere.
Eve dönen Agatha birkaç doktorun muayenesinden geçiyor, hafıza kaybı teşhisi konuyor, Agatha'da hiç birşey hatırlamadığını söylüyor ve gazetecilere ısrarla bu konu hakkında bilgi vermiyor.
Yaşamının son yıllarında kaleme aldığı otobiyografisinde de bu konudan söz etmiyor..


İşin aslına gelince Agatha Christie denizden gelen adam olarak tanımladığı kocası Archie'ye çok aşık ve onun tarafından aldatılmayı hazmedemiyor, annesinin ölümü bu olayın üzerine tuz biber oluyor. Annesinin yasını tuttuğu günlerde kocasından beklediği ilgiyi göremeyince, üstüne bir de kocasının diğer kadınla birlikte olabilmek için boşanmayı talep etmesiyle bunalıma giryor ve birgün kocasına böyle bir oyun oynamaya kalkıyor.
Arabayla evden ayrılıyor, bir arazide arabasını çalışır halde ve eşyaları içindeyken olaya kaza süsü vererek bırakıp gidiyor. Daha önceden rezervasyon yaptırdığı bir kaplıca oteline başka bir isimle kayıt yaptırıyor ve günlerce gözlerden uzak, hergün gazetelerin kendisi hakkında yazdığı kaybolma haberlerini okuyarak vakit geçiriyor.
 Bu sırada kocası Archie kaybolmanın sorumlusu olarak günlerce polisin baskısıyla zor zamanlar geçiriyor, zaten Agatha'nın da istediği şey tam olarak bu. Kocası kendisini merak etsin, polisin aldatan koca olması sebebiyle baş şüpheli olarak sorguya çekilsin..
Agatha başka bir kadını kendisine tercih eden denizden gelen adamı, en iyi bildiği şekilde dedektiflik romanlarını aratmayacak bir şekilde hazırladığı oyunla cezalandırıyor...
Ancak basın bu olayın çok üzerine gidiyor ve tek amacı kocasını kendi çapında cezalandırmak olan bu kadını toplumu kandırmak ve sansasyon yaratmakla suçluyor.
Agatha bu olaydan sonra basına küsüyor ve zorunlu olmadıkça gazetecilere demeç vermeyi reddediyor.
Basına olan bu kırgınlığını da su sözlerle ifade ediyor.
'Işıklar yandıkça unutmayacağım, karanlıkta ise anımsayacağım. '
Olay açığa çıktıktan sonra kocasıyla boşanıyorlar, bir süre sonra ikisi de bir başkasıyla yeniden evleniyor.
Agatha gittikçe daha da ünleniyor, kraliyet tarafından şovalye nişanına layık görülüyor.
Daha sonra kalp krizi geçiriyor, bir kez de düşüp kalçasını kırıyor. Bu iki hastalık ve kullandığı ilaçlar yüzünden kendisini toparlayamıyor, son günlerinde tekerlikli sandelyeyle hayatını sürdürüyor.
12 ocak 1976 da odasında hayata gözlerini yumuyor.


12 Ağustos 2012 Pazar

Yeni Mug - Yeni Kitap




Dışarıdan yeni geldim, mutfak masasına kuruldum :)
Açtım bilgisayarımı, aldım yanıma gerekli olanları.
Bir yandan takipte olduğum blogların yeni postlarını okuyorum, bir yandan da yeni post hazırlıyorum.

İftardan yeni dönmüş olmama rağmen konu tiramisu olunca her zaman varım.
Evet itiraf ediyorum ben bir tiramisu bağımlısıyım.
Hergün her saat yesem doymam sanırım.
Beni çeken şey o kahvenin kokusu, tadı...
Hiç bir tatlıya bu kadar bağlanmadım sanırım, aslında genel olarak tatlıyla aram çok iyi değilidir.
Yani damak tadım ekşi tuzlu arası birşey.
Ama tiramisu bi ayrı gerçekten :))

Bu arada yeni kitaba başladım.
Agatha Christie'nin onbir kayıp gününü anlatıyor.
Yazar gerçektende bir dönem kaybolmuş, arabasını kaza yapmış ve terkedilmiş bir halde bulmuşlar.
Kendisi de sonradan bir otel odasında bulunmuş, bu kayıp olduğu zaman dilimiyle ilgili de birşey hatırlamadığını ifade etmiş.
En azından bu zamana kadar böyle biliyordum, henüz kitaba yeni başladım o yüzden oldukça meraklıyım.
Okuduktan sonra ayrıntıları yazarım buraya.

Ben de bir süredir kayıptım bildiğiniz gibi :)
Bu dönemde beni arayıp merak eden sevgili Rüzgara Doğruu ve sevgili Bez cadıları 'na  teşekkür ederim :)


Böyle komik birer kupa aldık kardeşimle birlikte :)
Benim kupamı en üstteki fotoğrafta daha net görebilirsiniz.
Einstein'ın meşhur E=mc2 formülü var üzerinde.
Kardeşimde geometri düşkünü olduğundan ona da böyle üzerinde geometri soru çözümü olan bir kupa aldık.

Burda daha büyük ve daha net gözüküyor.
Kupalar çok şirin, diğer kardeşim gelince hemen göz koydu bunlara zaten, mecburen ona da bir tane alıcaz :)
Yalnız kupalar bulaşık makinesine girmiyor, renklerinde akma falan oluyor, o yüzden elde yıkamak gerek, tek handikapları bu.

Aldığım o kadar çok şey var ki, hepsini post yapmak zaman alacak.
Şimdilik bende böyle durumlar.
Nasıl buldunuz kupalarımı :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...