9 Mayıs 2012 Çarşamba

çekiliş var

Bu benim partim blogunun sahibesi güzel bi çekiliş düzenliyor.normalde böyle şeylere pek katılmam ama bu sefer benimde katılasım geldi nedense.zaten böle şeylerde pek şanslı değilimdir bna çıkacağınıda düşünmüyorum ama amaç birascık heyecan :))

bu da çekilişle kazanacağımız çay ağacı özlü parfümümüz..ne diyelim şansınız bol olsun..
katılmak isterseniz buraya  bi tık..

8 Mayıs 2012 Salı

Audrey'li fincanım geldi :))))





Beni takip ediyorsanız eğer paylaştığım bikaç postta bile ne kadar fincan- kupa manyağı biri olduğumu anlamışsınızdır :))

 Bu kupayı internetten şipariş ettim.gelsin diye de baya bi bekledim kargoda çok kaldı çnkü.
Ama bu kadar beklememe değdi.

 Paketten çıkınca da böyle. İçinden Audrey Hepburn'un Tiffanny'de kahvaltı baskılı fincanı ve bardak altlığı çıktı.


 fincanımın sağ ve sol yüzü



 herkesin böyle düşkün olduğu bişey var.benimkide fincanlar.nerde değişik renk ve desende fincan kupa görsem hepsi benim olsun istiyorum :)


 nası güzel görünüyor değilmi?

 Bu iki resmide normal bi kupayla karşılaştırmanız için koydum. Çünkü benim beklediğimden çok daha büyük bi bardak çıktı içinden..



 Bu ara zaten Audrey Hepburn'un hayatını anlatan Zarafet'i okuyorum. Audrey'li fincanım da elimde. ohh geçiyorum kendimden :))))))

6 Mayıs 2012 Pazar

ordan... burdan...

Baştan uyarayım eğer diyet yapıyosanız bu postu hiç okumayın :))


Aslında bu resimler twitter için çekilmişti. Ama çok güzel göründükleri için burayada koymak istedim. Bu fotografta sizler sadece çilekleri görüyosunuz ama ben aslında balkonda annemle birlikte çilek keyfi yapıyorum :)



Mado'nun leziz tatlarından biri. Biz orda değişik tatlar denemeyi çok seviyoruz.Bide Mado'nun waffle larını. Off şimdi olsaydı keşke..


Yine Mado da karışık dolma tabağı..


Bu güzel pastayı hemşire arkadaşlarımız bize tıp bayramında almıştı. O kadar güzel görünüyodu ki kimsenin yemesine izin vermeden hemen bi resmini çektik :)






Burası benim yaşadığım şehir Amasya.. Şu sağda gördüğünüz beyaz bina kompleksi de benim çalıştığım hastane :)



Erzurum'un cağ kebabını duymayan yoktur herhalde. Bende bi Erzurumlu olarak gidipte yemeden olmazdı. Yolunuz düşerse mutlaka Erzurum'a uğrayıp bu lezzeti tadın. Gerçekten enfes bişey.. Bide şöyle bişey var. Siz tamam demediğiniz sürece sürekli getiriyorlar. Ben durumu bilmediğim için dördüncüden sonra nolur artık getirmeyin diye yalvarmıştım tabi sonrasında garsonun yüzünde komik bi ifade :))

Bu ara derslere biras daha vakit ayırmam gerektiğinden tembel bi blogger oldum. Şİmdilik kaçıyorum ama bi ara bu durumları telafi edicem. Hepiniz Allah' a emanet olun... 

3 Mayıs 2012 Perşembe

sewgili günlük










bu ara neler yapıyorum.içimden bunu yazmak geldi.nedense neler yaptığımı yazıya dökmek istedim.saçma bi istek gbi gelebilir size.başlarda bnada öyle geldi zaten.ders çalışmam gerek bu aralar.şu anda patoloji tekrarı yapıyorum.bitirince mikrop we uzun bir biyokimya fasikülü bni bekliyo olacak.amacım mayısın ilk yarında temel bilimleri bitirmek ama bikaç saat bile dayanamadan bende yandaki gbi önce uzun oturmaya başlıyorum :) sonra bi sersimlik hissi bi baş dönmesi bi mide bulantısı.. derken kendimi yatağımın sıcak kollarında buluyorum :)) şöle sıkı tempolu çalışmanın wakti geldi geçiyor benim için. inş. nasip olur diyelim..





bu ara mayanın günlüğünün kitap çekilişi sonuçlandı.bnimde yeni bi kitap arkadaşım oldu.adı havva. daha önce bahsettim size bi önceki postta. umarım bundan sonra kendisiyle hiç bozulmayacak sağlam bi dostluğumuz olur. onun paketini hazırlamak, neler göndersem diye endişelenmek, paketten ne çıksa sewinir diye düşünmek çekiliş önceside sonrasıda beni baya bi meşgul etti.sonunda paketi gönderdim.gönderdiklerimide post yapmış :) inş. söylediği gbi beğenmiştir gerçekten.biras heyecanlandım ve bi an önce emaneti eline ulaşşsın istedim o yüzden çok özenerek bişey hazırlayamadım ama bi dahaki sefere daha organize olucam inş.






tus sınawı sonrası yeni bi diziye başladım.TOUCH. otistik bir çocuk ve babasını anlatıyor.değişik bi hikaye.tawsiye ederim.konusu şöyle dizinin:
Dul olan Martin Bohm (Kiefer Sutherland), otistik olan ve konuşamayan 11 yaşındaki oğlu Jake ile zorlu bir hayat yaşamaktadır. Kendi dünyasında yaşayan Jake, babası Martin'in dahi kendisine dokunmasına izin vermeyen, kullanılmayan telefonları ustalıkla söküp parçalarını kullanabilen özel bir çocuktur. Okulda uyum sorunları yaşayan Jake ve babasına yardımcı olabilmek için, mesleğine yeni başlamış sosyal hizmet görevlisi Clea Hopkins devreye girer ve ailenin yaşamına dahil olur. Olaylar ise Martin'in, oğlu Jack'in özel bir yeteneğe sahip olduğunu anlamasıyla başlar. Jake'in özel yeteneği; olacak olayları önceden bilebilmesidir. Ancak bunları sözlerle değil sayılarla babasına aktarmaktadır. Artık Martin için sayıların sırrını çözme vaktidir. Martin'in yardımına koşacak kişi ise özel çocuklarla ilgilenen profesör Boris Podolsky'dir (Danny Glover )


Şu ana kadar 7 bölüm yayınlandı. Ben daha 3 bölüm izleyebildim ama şu ana kadar gayet güzel gidiyor. Biras mistik biras gizemli.. Seviyorsanız bu tarz şeyleri bu diziyi bi değerlendirin derim..



geçen haftadan beri elime alamadığım açlık oyunları serisinin 2. kitabı olan Ateşi Yakalamak'ı bitirdim sonunda.bnce ilkinden daha başarılıydı.bi gecede okudum.sonu nasıl bitecek diye merak ettim we bni haklı çıkaracak bi sonla ve geride soru işaretleriyle bitti kitap.işin can sıkıcı yanı elimde serinin 3. kitabı yok henüz.ben gidip almadığım sürecede olmayacak.katniss ve peeta ya ne olduğunu öyle merak ediyorumki.daha filminide izlemedim zaten.kardeşim baskı yapıyo bnde kitabını okuyayım filmi birlikte izleriz diye.ama daha kitaba başlamadı bile.bu gidişle bn dayanamayıp ondan gizli filmi izliycem.ama önce şu son kitabı bi alayım.iş yüzünden çok fazla waktim olmuyor.umarım yakın zamanda kitapewine gidip serinin son kitabını okuyabilirim.şu sıralar Audrey Hepburn'un hayatını okuyorum.

J.K. Rowling in yeni kitabı yakın zamanda piyasaya çıkıyormuş.harry potter dan sonra yazacağı hiç bişey bni mutlu edemez diye düşünüyorum çnkü bn fastastik öykülere bayılırım we harry potter bunun sıradışı bi örneğiydi. Bu roman ise yetişkinler için yazılmış bir kara komediymiş  ve harry potter daki gbi sihirli bi dünyayla uzaktan yakından alakası yokmuş. Bunu duymak haliyle benim için bi yıkım oldu çünlü fantastik dünya bnim en en en sevdiğim roman türü ve sırf bu sebeple harry potter kitaplarını bikaç kez okumuşluğum war. Hala daha aklıma gelince alıp okurum. Tabi şimdi bu kadından yeni bi efsane seri yazmasını beklemek biras hayal olur ama çok da ön yargılı olmamak lazım o yüzde heyecanla yeni seriyi beklemekteyim. Bakalım J.K. Rowling'in böylesine heyecanla yazdığı kitapta bizi hangi maceralar bekliyor


Kendime audrey hepburn'un tiffany de kahwaltı baskılı kupasını sipariş ettim internet üzerinden.. Benim gbi fincan manyağı bi insan için çok yerinde bi karar olmuş. Fincanımı görünce  ne kadar doğru bi karar werdiğimi anladım tekrardan. Zaten böle nostaljik şeyleri seviyorum. Audrey'le ilgili bi post yapınca onun fotosunu da koyarım sanırım.

bu ara bni en çok yoran şey bahar temizliği oldu.bahar temizliği deyince bütün ewi temizlemek gelmesin aklınıza.sadece gardrobumu toparladım.yazlıkları çıkarıp kışlıkları yerleştirdim.gözümde o kadar büyüyorduki bu zamana kadar erteleyip durdum hep.bütün bi günümü aldı.ama bn yinede oturmuş bu günlüğümsü yazıyı yazabiliyorum size

Bende durumlar böyle.sizler ne yapıyosunuz???

1 Mayıs 2012 Salı

kitaplaştık :)))

Merhabalar :)

Daha önce size şu yazımda mayanın günlüğü blog sahibesinin organize ettiği kitaplaşma etkinliğinden bahsetmiştim. Geçen hafta bu çekilişimiz sonuçlandı ve biz Havva  ile kitap arkadaşı olduk. Karşılıklı mailler atıldı. Kargolar hazırlandı en sonundada birbirimize emanetlerimizi ulaştırabildik. Aslında bnim kargom dün mesai saatimde elime ulaştı ancak dünkü yoğunluğum nedeniyle ancak bgn oturup bu postu hazırlayabildim. Ben biras aceleci dawranıp geçen hafta paketimi Havva'ya göndermiştim :) buda bnim paketim. Havvacım çok güzel bi post hazırlamış bnim için :)

Havvacım paketin için çok çok teşekkür ederim. Hiçde sönük kalmamış hediyelerin. Hediyeleşmek sünnet ve zaten kendisi başlı başına çok kıymeli bi olay. Senle tanışmış olmak hepsinden de güzel. Daha önce birbirimizin varlığından bile haberdar değilken şimdi güzel bi dostluğun başlangıcındayız inşallah. 

Şİmdi biras fotograf zamanı. Bakalım Havvacım bna neler göndermiş


Normalde bir kitap şeklindeydi çekilişimiz ama ama Havvanın içinden bna iki kitap göndermek gelmiş. İçimdeki kitap kurdunu hissetmiş olmalı. Ne kadar zamandır Ayfer Tunç'un bi kitabını okumayı istiyodum çokda merak ediyorum. Şimdi elimde Audrey Hepburn'ü anlatan Zarafet isimli  kitap var. Onu bitirince hemen Suzan Defter' e başlıycam. Ken Grimdood'un ise daha önce başka kitaplarınıda okumuştum. Tam benim tarzımda yazıyor adam :))


Kalp li post-it im we kitap okurken not almak yada altını çizmek için kalemim. Ama ben ders çalışmak için kullanıcam onu :)


Ve nestlenin ilk kez yediğim çikolatası. Zaten an itibariyle hepsini de yemiş bulunmaktayım :)) çok güzeldi :) Henüz kahwemi açmadım. Ayfer Tunç'un kitabına başlayınca şöle kendime bol köpüklü bi Türk kahvesi yapıp keyfime bakıcam. Gerçi böle şeylere çok fazla vaktim olmuyor ama hayali bile güzel.

İşte böyle. Bence bu olay bloggerların düzenlediği en güzel etkinliklerden bir tanesi. Tekrarıda olacak. Olduğunda burdan size duyurucam hemen. Herkesin böle bi aktiwitede yer almasını isterim. Belki bigün bende düzenlerim böle bi organizasyon. Çok ama çok istiyorum. İnsallah olur. Ben düzenlersem sizlerde katılırsınız değil mi ??....

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...