alışweriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışweriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2013 Salı

Kapaklı Muglar Satışta!!



Bu iki şirin şey şu an da Markafoni'de satışta..



Bir mug delisi olarak ben kupaları sipariş ettim çoktan..
Bir de aşağıdaki hello kitty kapaklı muglardan var.
Bence onlar da çok şirin, ne dersiniz :)


29 Kasım 2012 Perşembe

OnYüzMilyon Mutluluk :)))



   Sabah uyanınca maillerimi kontrol ettim, D&R'dan verdiğim siparişim ne alemde diye siteye göz attım, hala tedarik sürecinde denen o sinir bozucu kelim grubunu gördüm, kapattım siteyi. Bir gün öncesinden yazdığım postu yayınladım blogda. Yazısı şurada.
   Sonra mutfağa yöneldim, güzel bir kahvaltı hazırlayıp evdekileri uyandırırdım. Bol sohbetli, kahkahalı uzun bir kahvaltı faslını bititrdik. Tek eksiğimiz gazetelerimizdi :)
   Bizim mutfakta televizyon yok. Kahvaltı masasındayken tek eksiğimizin bu olduğuna karar verdik. Sabahları kahvaltı yaparken bir yandan da sabah haberlerini izleyemiyormuşuz. Televizyonu mutfağa taşımaya karar verdik :)
   Sonra bir sebeple hastaneye gitmemiz gerekti ablamla. Hazırlandık yola koyulduk. Oradaki işlerimizi hallettik. Birkaç gündür hastanede yatan ve durumu iyiye gitmekte olan arkadaşımın babasını görmeye gittik sonra. Yeni bir felç geçirmiş ve yoğun bakıma almışlar. Yoğun bakıma girip muayene ettim ben de. Orta-iyi olan durumunu arkadaşıma ve yakınlarına anlattım, biraz oturduk, konuştuk.
   İnsanın kendi yakınını yoğun bakımda görmesi gerçekten büyük bir imtihan. Yakın zamanda kendi kardeşimi yoğun bakımda her yerinden bir sürü kablolar hortumlar çıkarken görmek, ne olduğunu, neler olabileceğini en iyi bilen insan olarak bana çok zor gelmişti. Arkadaşım da şu anda böyle zor günler geçiriyor. Eğer bu yazımı okumaya değer gördüyseniz, babası için birazcık dua eder misiniz? Şimdiden teşekkür ederim.
   Bu arada güzel haber, az önce arkadaşım arayıp babasının felç olan sol tarafını artık kullanabildiğini söyledi. Sesi çok iyi geliyordu, inşallah yakında hastaneden çıkar artık.

   Hastaneden çıktıktan sonra ablamla market alışverişi için en yakınımızdaki markete girdik. Kafamıza göre bir sürü abur cubur aldık önce :) Dondurulmuş gıdalar bölümünden tepsi böreği aldık, daha önce başka bir yerde yemiştim ve hazır börek olduğuna inanamamıştım. Bulursanız deneyin mutlaka.Sonra geçen gün vişneli irmik tatlısı yapmaya çalışmıştım, instagramdan takip edenler bilir, ancak buzlukta vişne kalmamıştı, annem hepsini komposto yapımında kullanmış, ben de mecburen sade yapmak zorunda kalmıştım ama içimde kalmıştı işte. Yine dondurucu gıda bölümünde başka neler var ki diye şöyle bir bakınırken vişneyi gördüm ve hemen attım sepete. Belki akşam vişneli irmik tatlısını yaparım :) Gerekli olan listedeki diğer ürünleri alıp eve geldik. Evde de market poşetlerini yerleştirme, öğlen-ikindimsi yemek faslı falan meşgul etti bizi. Akşama ne yemek yesek ki derdiyle dertlendik biraz :) Ablamın en güzel yemeklerinden olan pırasa yemeğine olur dedik. Ben zaten sebzenin her türlüsünü severim :)
   Böyle ev haliyle meşgulken, kardeşim D&R 'dan verdiğimiz siparişler geldi dedi. Nasıl olur daha sabah baktım tedarik sürecinde demeye kalmadan kargoyu ve kitaplarımı gördüm yatağımda.
O nasıl bir mutluluk anlatamam. Gerçekten onyüzbin mutluluk bu işte.Bir sürü yeni kitabının olması yani :) Çoğu bloglarda yorumlarını gördüğüm kitaplar.


Aşçı ve Sufle içinde yemek yapmayla ilgili konuların olduğu kitaplar. En çok onarı merak ediyorum. Napayım yemek yapmakla ilgili her şeyi çok seviyorum.
Kitap ismi olarak İntihar Dükkanı ve Madam Arthur Bey de merakımı cezbedenler.
Tim Burton'in Kitabı ise çizimleri ve tabii ki bir Tim Burton kitabı olması sebebiyle benimle.
Firmin sanırım @fıstıklıtombi'nin blogunda gördüğüm bir kitaptı. Fang Ailesi de yine Tombi'nin instagram paylaşımlarında gördüğüm kitap.
Buket Uzuner'in Ney York'u anlatan kitabı hakkında hep çok güzel şeyler duydum, Kinyas ve Kayra için de öyle.
Bir tane Londra temalı defter aldım kendime bir de. Londra benim ve kardeşimin yaşamk istediği yerlerin başında geliyor. Her daim yağmurlu olması ve tarihi binaları nedeniyle cezbediyor bizi.
Bu kadar güzel kitabın yanında gidebilecek en güzel şey ise türk kahvesi tabii ki. Ne zamandır almak istediğim kakuleli kahveleri buldum sonunda. 










Yandakiler de kardeşimin aldıkları.












 
 Önce bu kitaplardan hangisine başlayacaksın diye sorarsanız hiç birisine. :)
Şu an elimde canım Tess Gerritsen'in Masumiyetin İçin Savaş adlı kitabı var. Onu okumak için dakikaları sayıyorum zaten. Ne zamandır okumadım bu kadının kitaplarını. Bu süre içinde de 3 kitap daha yazmış. Kadın bir dur, hızına yetişemiyorum demek istiyorum, ama olsun o hep yazsın, ben geç de olsa okurum :)
Tess Gerritsen ne yazsa gözüm kapalı alır okurum, o kadar çok seviyorum bu kadının yazdıklarını. Cerrah yazdıkları içinde favori kitabımdır bu arada.
   Şu sıralar Bumerang'ın ödül törenimsi konuşmaları yapılıyor sanıyorum, twitterdan takip ettiğim kadarıyla. Sonuçları merak ediyorum ben de.
   Çok konuştum, çok yazdım. Arada böyle yaptıklarımı yazayım mı, çok mu sıkıcı oluyor yoksa. Ne dersiniz?
Gittim ben, kitaplarıma gömüleyim biraz, bir kupa sıcak sütle birlikte.Kitap başucunuzdan hiç eksik olmasın efendim...Kalın hoşça...

12 Kasım 2012 Pazartesi

Buna Bayıldım


Bayıldım...
Çok çok güzel...
 

Satışı şurdaymış.
İlgilenenler için...

5 Ekim 2012 Cuma

Travalo - Herkese tavsiye ediyorum!!!!!




Benim gibi yeni öğrenen var mı bilmiyorum.
Belki de ben en son duyanım.
Bunlar Travalo yani parfüm atomizeri.
Ben sevgili  Serrose'nin blogunda görmüş ve merak etmiştim.
Hemen internetten araştırdım ve en uygun fiyata sipariş ettim.

Merak edenler için nedir bu travalo onu açıklayayım.
Malumunuz üzere kocaman parfüm şişelerini çantamızda taşımak çok zor oluyor.
Hele yaz günlerinde taşıdığımız ufacık çantalara mümkünatı yok o şişeler sığmıyor.
Hadi taşıdık diyelim, bu seferde parfüm şişesinin kapağı açılıp büyün çanyaya dökülüyor, içindekiler mahvoluyor.
Bu ve bunun gibi sebepleri hepimiz yaşadık, yaşıyoruz.
Be sebeplerle ben çantamda parfüm şişesi taşımazdım, sabah çıkarken sıkardım, bitti.
Travalo burda işe yarıyor işte.
Parfümümüzü küçük miktarda bu şişeye alıyoruz.
Altında bir doldurma aparatı var.
Küçük ve kapaklı olması sebebiyle gün boyu yanımızda taşıyabiliyoruz.
Makyaj çantanıza bile sığacak boyutta.
Ben Buycosmo sitesinden sipariş ettim, hemen ertesi gün elinize geliyor, yanında da sitenin gönderdiği hediyesiyle.
Siteden iki kez alışveriş yaptım, birinde travalolarımın yanında el kremi göndermişlerdi, birinde de çok şirin küçük bir makyaj çantası vardı.
En uygun fiyatta yine bu sitede. Sevil parfümeride falan daha pahalıydı hatırladığım kadarıyla. 
Ben iki tane aldım.
İki ayrı parfümümünüzü taşıyabilirsiniz.
Kısa süreli seyahatlerde yanınıza parfüm şişesi almanıza gerek kalmaz böylece.
Gerçekten çok kullanışlı bir ürün.
Uçaklarda sorun oluşturmuyor, çantanın içinde taşıyabiliyorsunuz, parfümünüzü valizinize koymaya gerek yok böylece.
Gündüz başka, gece başka parfüm kullanıyorsanız iki tane alıp ikisini de yanınızda taşıyabilirsiniz.
Herkese tavsiye ederim.
Ben travalo ile ilgili video çekmedim ama Serrose'nin blogunda ayrıntılı bir video var.
İlginizi çektiyse izlemek için Serrose'nin bloguna bir tık
Bu arada bugün Gurunzi sitesinde de satışa çıkmış sanırım, ordan da bakabilirsiniz.

6 Temmuz 2012 Cuma

Yeni Makyaj Çantalarım

Bugün ard arda post giriyorum. Hayırlısı bakalım :)
Öncelikle harika bir termos bardak kazanmak istiyorsanız sizi 2. çekilişime doğru alayım.
Sonrasında bu aralar neler yapmışım bi bakalım.
Markafoniden bu iki makyaj çantasını aldım.
İlki çok tatlı değil mi?
Ben belki kalemlik olarak kullanabilirim ama.
Şimdilik milyon tane makyaj çantasının yanına koyuldu, kullanılacağı günü bekliyor :)


Üstteki de aslında mayo koymak için.
Ama ben kullanmadığım fazla olan makyaj ürünlerini koymak için kullanmayı düşünüyorum.
Şeffaf olduğu için ayrıca sevdim.
Böyle işte :))
Siz neler aldınız bu aralar..
P.S. : Çekilişime katılmayı unutmayın :)) Byesss :))

Mis kokulu sabunlar



Westwing Home'dan aldığım siparişlerim bugün elime ulaştı.
Aslında ordaki bütün sabunları istiyordum çünkü hepsi çok güzel görünüyordu ama kendimi 3 tane ile sınırladım. 


 Yukarıdaki sabunun içinde çay ağacı özü, limon, adaçayı, volkanüs kili varmış.
Yağlı ciltler için uygun olduğu yazıyor.
Siyah noktaları temizlediği de iddia ediliyor ki ben bugüne kadar hiç bir kozmetik ürünün bunu başardığını görmedim o yüzden bakalım bu sabun ne kadar işe yarayacak :)
Ancak içindeki çay ağacı özü ile belki var olan lekeleri hafifletebilir.
Sonuçları denedikten sonra yazıcam size.

Bu kahverengimsi sabunun içinde çikolata, portakal ve tarçın var.
Bu da gözenekleri sıkılaştırıyormuş.
Bu özelliğine şimdilik çok ihtiyacım yok ama çok güzel kokuyor :))
Kadın milleti işte sadece kokusu için bile bir sabunu alabilir :))

 Bu da en sevdiğim :)
İçinde paçuli, gül ve lavanta var.
Bilmeyenler için paçuli tütsü olarak kullanıldığında dikkati artıran ve endişeyi yatıştıran odunsu kokulu bir bitki.
Zaten bu sabun içinde cildin yorgunluğunu alıp gerilimi giderir diye yazıyor, sanırım bu paçulinin özelliği.

Sabunlarımın hepsi bir arada :))
Oda mis gibi sabun kokuyor şu anda.
Bir de argan sabun aldım ama henüz o elime ulaşmadı.
Hepsini deneyip sonuçları yazarım buraya.

Bu arada yeni  çekilişime katılmayan var mı hala ?


24 Haziran 2012 Pazar

Kitaplarım geldi :))



Nasıl mutluyum ya.
D&R  siparişlerim geldi sonunda :))
Bir sürü kitabım oldu.
En büyük hayallerimden biri kocaman bi kütüphanemin olması.
İnşallah çocuklarıma bırakacak bir kütüphane dolusu kitabım olur.
Bunlarda kütüphaneme yeni katılanlar..


Şİmdi biraz daha ayrıntılı görelim..


Edep Ya Hu konu olarak aslında değişik bir kitap. Osmanlı zamanında saraya yetişsin diye alınan, sonra saray ağalarının kapatması olan kız Ferhad'ın hikayesi!!!

Sevil Atasoy İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Bilimleri'nde öğretim üyesi. Konu adli tıp olunca hemen aldım kitabını. İlk olarak da bu kitaba başlamayı düşünüyorun. Bundan başka kitapları da var, onları da alıcam inş.


Genç Werther'in Acıları kitabını bir blogda görmüştüm, sonu çok farklı bitiyormuş, merak edip aldım.
Hiyeroglif masallar'ın ise konusundan çok hikayesi beni etkiledi. İlk olarak 1975'te kitap sadece 6 kopya olarak basılmış ve yazar bu 6 kopyayı kendine saklamış.Bir yazar okunmasını istemediği bir kitabı neden yazar ve basıma verir.. Bana çok değişik geldi o yüzden okumak istedim zaten incecik 69 sayfa.


Dövüş Kulübü zaten filmi de olan bir kitap, daha fazla söze gerek yok kitap hakkında..

Ayfer Tunç'un elimde sadece Suzan Derfter'i vardı, bu kitapta kitaplaşma etkinliğinden arkadaşım olan Havva'dan gelmişti. Bende yazarın bütün kitaplarını almaya karar verdim. Ben de böyle bişey var, bir yazarın bir kitabı varsa elimde, dayanamıyorum, illa ki bütün kitapları bende olacak, yoksa kendimi eksik hissediyorum. Öyle işte :))


Benim ortaokul yıllarım Agatha Christie ve Stephen King okuyarak geçmiştir. Arkadaşımın babası edebiyat öğretmeniydi ve bize babasının kütüphanesinden kitaplar getirirdi. O dönem hatırı sayılır sayıda kitap okumuşuzdur hep birlikte. Agatha Christie'nin de nerdeyse bütün kitaplarını o sırada okumuşumdur. Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü ise çok merak ettiğim bir konuydu. Lise birdeydim sanırım. Bir belgeselde izlemiştim. Ünlü polisiye yazarımız bir gün ortadan kayboluyor ve 11 gün sonra bir otel odasında ortaya çıkıyor ve hafıza kaybına uğradığını söylüyor.. Çok sevdiğim bir yazar olduğu için bu kaybolduğu dönemde başına neler geldiğini merak ediyordum, o yüzden de bu kitabı aldım. Bakalım kitap neler anlatıyor???


Alimlerin Akıl Oyunları kardeşimin istediği bir kitaptı, O'nun için aldım. İçinde yazarların yaşantılarına ait nükteli olaylar, hazır cevaplılıkları anlatılıyor.


İsrafil'in Aynası'nı asabi bakirenin şu yazısında okumuş ve beğenmiştim.Hemen atmıştım D&R sepetime. Biraz mistik bir roman..


Kürk Mantolu Madonna'yı okumayan bir ben kaldım sanırım :))


Cadı'yı sevgili kitap bahçesinin blogundaki şu yazısında görmüştüm. Kitap hakkında ayrıntılı bilgi isterseniz sizi o sayfaya alayım, ben kitapların hepsini okuduğum zaman yorumlarımı paylaşıcam sizinle zaten..


Suç kitabı iki bölüm aslında.Benim aldığım birincisi. İkincisini de almak istemiştim ancak o sırada D&R'da yoktu. Benim kitaplarım elime ulaşınca D&R'da yeniden satışa çıktı. Benim bahtsızlığım işte :( Neyse belki ikinci kitabı almak bahanesiyle başka kitaplarda sipariş ederim :)))


Ve aldığım kitaplar içinde benim için ayrı bir yeri olan kitabım Mırname. Kedileri çok sevmeme rağmen annemi aşıp bir kedi alamıyorum eve. Artık kendi evimde nasip olur inş. Kedi alamasamda şimdilik kitaplarıyla idare ediyorum. Bol resimli , küçücük, kedi şiirlerinden oluşan bir kitap bu. Aslında benden çok daha fazla bir kedi sever olan kardeşime hediye aldım bu kitabı, Kendime de alıcam yakın zamanda inş.

Ne kadar çok kitabım olmuş değilmi. Ben yazarken yoruldum valla. Bu yazıyı yazarken bi yandan fotoğrafların yüklenmesini bekliyor, diğer yandan da D&R'dan yeni kitaplara bakıyordum :)) 
Yakın zamanda yine bir sipariş vericem sanırım :))
 Böyle işte :)))




21 Haziran 2012 Perşembe

Bir Sanat Eserim Oldu :))



Günaydın herkese..
Yani ben bu yazıyı hazırlarken sabahtı, siz ne zaman okursunuz bilemiyorum tabiki.
Birkaç gündür bloguma yorum yapılamıyordu ama farkında değildim.
Dün sevgili Rüzgara Doğru, bloguna yorum yapamıyorum diyince bir sorun olduğunu farkettim, birkaç saat uğraşmanın sonucunda kardeşim halletti sağolsun. Şu anda yorum yapabilmenizle ilgili bir sıkıntı yok artık :))
Bu yazımda Bursa gezimde aldığım seramik eserleri göstermek istiyorum size. 
İk önce fincanımı göstermek istiyorum. Fincanlara ne kadar düşkün olduğumu bilmeyen yok artık sanırım.
Ben rengine vuruldum tabiki, en sevdiğim renk turkuazdır.
Bu fincanın özelliği şu. Usta Adil Can Güven tarafından yapılmış olması. Peki Adil Can kim onu tanıyalım önce.
 1953 yılında İnegöl’de doğan Adil Can Güven, Usta-çırak geleneğini sürdüren bir ailenin ferdi olan figürin sanatçısı ve seramikçi Abdurrahman Özer’in yeğenidir.1970 yılından itibaren seramik öğrenimine başlamış, büyük ustaların yanında Kütahya, Çan, Çanakkale gibi seramik merkezlerinde çıraklığını tamamlamış ve o ustalardan el almıştır.       1995 yılında İznik Meslek Yüksek Okulu’na Öğretim görevlisi olarak girmiştir. 1998 yılında İnegöl’deki atölyesini İznik’e taşımıştır.

Adil Can'ın yaptığı eserler kültür bakanlığı tarafından sanat eseri olarak kabul edilmekte. Şu an itibariyle evimde bir sanat eserim oldu yani :)) 

Adil Can hakkında daha ayrıntılı bilgi isteyenler için şuraya bi tık







Bu kadar bilgiden sonra bu da benim fincanım :)) Nasıl güzel değil mi? 
Aslında fotoğrafın  kalitesi çok iyi değil, o yüzden burda çok hoş durmuyo gib gözüküyor, ama öyle değil gerçekten :))
Nerden böyle bi merakım oldu fincanlara-kupalara bilmiyorum ama çok seviyorum işte :))
Sadece fincan almadım tabiki.İşte diğerleri..

20 Haziran 2012 Çarşamba

Kitaplaşma etkinliği - D&R




Bu arada macaron siparişiyle aynı gün verdiğim bir başka siparişte D&R'dan. 2 gün oldu ancak siparişlerim hala tedarik aşamasında, oysaki ben hemen elimde olsunlar istiyorum. Aslında kitap yurdu bu konuda daha hızlı ama alacağım kitaplar D&R'da daha uygundu hem yaz dönemi için yeni bi kampanyaları var. 25Tl üzeri alışverişlerimizde D&R'da kargo ücretsiz . Şİmdilik beklemedeyim, kitaplarım gelince paylaşırım sizinle, kitap konu olunca fazla heyecanlanıyorum sanırım :))
Bu ara elimde şu yazımda bahsettiğim Ayfer Tunç'un 'Suzan Defter'i var ama ders çalışmaktan kitap okumaya fırsatım olmadı, o yüzden de bitiremedim henüz. Bir de iki kitaplaşma etkinliğimiz sonlandı. Rüzgara doğru'nun yaptığı etkinlikte sevgili Kitap Bahçesi  ile eşleşmiştik. O'na paket hazırlama telaşı vardı üstümde. Bu biter bitmez bu sefer sevgili Kitap Bahçesinin kendi düzenlediği etkinlik sonuçlandı. Burda da sevgili Begoş  ile eşleştik. Yarında inşallah O'nun paketini kargoluycam. 
Eğer benim etkinliklerden haberim yoktu diyorsanız üzülmeyin. Son bir etkinlik var. Sevgili Keşke Gerçek Olsa blogunun sahibesi bir kitaplaşma etkinliği düzenliyor. Son katılım tarihi 30 Haziran. 
Temmuz ayında da ben kitaplaşma etkinliği düzenliycem, şimdiden haberiniz olsun istedim.
Benim kitap çekilişime katılmayanlar son gün 30 Haziran, ona da burdan katılabilirsiniz..
Allah'a emanet olun, bol su için, bizim için şehit olmuş 8 askerimiz ve hastanelerde tedavi altında olan yaralılarımız için dua etmeyi unutmayın..
sevgiler..

macaronlarım geldi :))



Macaronları ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz artık sanıyorum.. Ancak yaşadığım şehirde macaron bulmam mümkün değil. Kendim de yapmaya üşeniyorum açıkçası. Daha önce hiç yapmadım zaten lezzetini tutturabilirmiyim bilmiyorum. 
Ben de online macaron siparişi kabul eden siteleri araştırdım. Pek çok site buldum ama  nerdeyse hepsi İstanbul ya da Ankara gibi şehirlerden sipariş kabul ediyor, ki zaten oralarda olsam gider yerinde yerim niye sipariş edeyim değil mi?
Araya araya en sonunda bi site buldum.
Türkiye'nin her yerine sipariş kabul ediyorlar. Aslında başka birine hediye amaçlı gönderim maksadıyla kurulmuşlar ama ben de kendi kendime hediye verdim :))
Ayın 18inde sabah erken saatlerde sipariş verdim. 19unda öğlen elimde oldu siparişim. Hem de öyle bir paketlemişler ki ne yiyeceklerin bozulması ne de kargo taşınım sırasında deforme olması mümkün değil.
Aşağıda sağda gördüğünüz büyük foto kargo poşetini ilk açtığımda karşılaştığım durum. 

1. İçinde koruyucu bi tabakanın olduğu koruma poşeti ( gri olan )
2. Solda en üstteki  içi hava dolu küçük kabarcıklarla sarılmış olan poşet ( adı aklıma gelmedi o yüzden böyle tasvir ettim, küçükken biz onları bitinceye kadar patlatmaya çalışırdık, paketi açınca yine hemen başladık :)) )
3. Ortadaki resimde gördüğünüz mavi dikdörtgen şekiller macaronların sıcak havada bozulmasını engellemek için konulmuş, yiyecekleri soğuk tutmaya yarayan aparatlar. ( bunların ateş düşürmek için kulanılanları var, alnınıza koyduğunuzda bi süreliğine bölgeyi soğutuyor gerçekten. Yine yanıklar için de kullanabilirsiniz bunları. O yüzden ben atmak yerine yıkayıp buzluğa koydum, lazım olabilir.. )
4. En sonunda silindirik şekilli paketimize ulaştık :))

Silindirik kap 4 bölmeden olşuyor. Her bölmede 4'er macaron var, onlarda çok şirin paketler içinde..
Ve macaronlarım :)) Bir kısmını yemiş olabilirim, bunlar da kalanlar :)
Ben hem siparişin hızlı olmasından hem de paketin güvenliği için bu kadar çok önlem alınmasından dolayı çok memnun kaldım siteden. Eğer siz de benim gibi macaron hastasıysanız ve bulunduğunuz yerde bulamıyorsanız http://www.lovefoodz.com/ kesnlikle tavsiye edeceğim bir site. Haberiniz olsun..
Bu da benim macaron hayranlarına bi kıyağım olsun :))



12 Haziran 2012 Salı

Watson's ganimetlerim :))


Selamlar :)
Yazımı okumaya başlamadan önce aşağıdaki videoyu oynatın ve sonrasında yazının keyfini çıkarın :))
şarkı Duffy - well,well,well






Watson's a gidip yine çılgınlar gibi alışveriş yaptım geçenlerde. 

  • yüz maskeleri : Henüz bird nest i denedim, fotoğrafta beyaz olan maske. Tek kullanımla çok bir sonuç vermez tabiki ama beğendim. Maskeyi yüzünüzden çıkardıktan sonra yüzünüzü yıkamıyosunuz, öylece yatıyosunuz. Benim yüzümde Roacutane kulandıktan sonra oluşan lekeleri hafifletti sanki, daha parlak bi görünümü oldu sanki yüzümün. Bi sonraki gidişimde tekrar almak niyetindeyim. Diğer maskeleri henüz denemedim ama çikolatalı olanı özellikle merak ediyorum..
  • takma kirpik : Benim olmazsa olmazımdır göz makyajı ve nerdeyse hergün makyaj yaptığımdan, mascara kullanmaktan kirpiklerimin boyu kısaldı. Bu takma kirpiklerim bu sebeple aldım. Eğer kullanmayı becerebilirsem bi süre mascara kullanmadan bunlarla idare etmeyi ve kirpiklerimi dinlendirmeyi planlıyorum. Bu sıradada badem yağını geceleri kirpik diplerime sürücem. Henüz uygulamaya geçemedim nasip bakalım. Siz hiç takma kirpik kullandınızmı. aranızda kullanan varsa yorum bekliyorum mutlaka çünkü ben biras kararsızım bu konuda..
  • lip balm : Gece yatmadan önce dudaklarıma sürmek için aldım. Aslında bu amaçla jonhson's baby nin vaselinli dudak kremini kullanıyodum ama bunun şekli hoşuma gittiği için aldım. Bi süre lip balm almam sanırım..
  • rimmel parlatıcı : Ne zamandır almak istiyodum bu rengi ama bi türlü alamamıştım. Gayet kullanışlı ve dudakta iddia ettikleri gibi 6 saat kadar olmasa da duruyo baya :)
  • maybelline mascara : Uzun bi süredir mascara olarak maybelline'in ve loreal'in telescopic mascarasını kullanıyorum. Evet aynı anda ikisinide kullanıyorum. İlk önce Lorealin telescopic mascarasını kullanıyorum kirpiklerimi ayırmak için. Daha sonrada maybelline mascara sürüyorum 2 kat. Toplam 3 kat mascara kullanıyorum :) Sizlerde benim gibi aynı anda 2 farklı mascara kullananlardanmısınız yoksa ben tekmiyim ??
  • otacı bitkisel şampuan : Saçlarıma biras bakım yapma amaçlı aldım ama henüz kullanmadım, aslında benden çok ablam kullanıyor :)
  • sakura bella body scrub : bildiğiniz gibi sakura uzakdoğunun meşhur kiraz çiçeği ve ben sakura özlü olduğunu görünce hemen aldım ve kullandım. Kokusu inanılmaz güzel. Banyo yaptıktan sonra duş jeli gibi kullanıp durulanıyosunuz. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Gidip alın ve kullanın :))
  • collejen göz temizleyici : Aşağıda ayrıntılı yazdım o yüzden buraya bişi yazmıyorum :))
Bursa'da sephora varmı bilmiyorum varsa da ben bulamadım o yüzden mecburen watson's ın kendi ürünü olan aşağıdaki göz makyajı temizleyicisini aldım. Sephora'nınkine ne kadar çok benziyor değilmi. İkisini karşılaştırmanız için yan yana koydum. Soldaki sephoranın ki daha önce şu yazımda  bahsetmiş ve ne kadar memnun kaldığımı anlamıştım. Ancak elimdeki bitmek üzere olduğundan ve etrafta sephora bulamadığımdan bende watson's un kendi ürününü aldım açıkçası sephoranınki kadar memnun kalmadım. Yani watson's ınki de güzel bi ürün ama sephora daha iyi sanki :) 
Sizde benim gibi watson's a girip çıkamayanlardanmısınız. ( tekerleme gibi oldu bu da ) Bide bu takma kirpik olayıyla ilgili ne düşünüyosunuz. Kullansam işe yararmı kirpiklerim için. Bide bu takma kirpikleri sokak ortasındayken falan düşerse. Çok komik ama ben hep başıma gelecek diye endişeleniyorum birasda o yüzden kullanmıyorum. Kullanan varsa beni bi bilgilendirin olurmu :)) yorumlarınızı bekliyorum..hoşçakalınn....
 

5 Haziran 2012 Salı

body shop

Ankara gezimde almıştım bunları
ama daha yeni post yapabildim.


bu çilekli vücut kremi.o kadar güzel kokuyorki..
bitecek diye kullanmaya kıyamıyorum.malum burada the body shop mağazası yok.
keşke biri gönüllü olsa.bittikçe bna kargoyla gönderse.
o kadar makbule geçerki..


Bu da mangolu body butter.henüz kullanamadım.
bununda kokusu çok güzel..


Body shop un sitesinde gezerken çay ağacı özlü leke gidericilerden gördüm.aslında daha önce başka bloglarda da görmüştüm bu ürünü kullanan ve memnun kalanları..
ama Ankara'dayken unutmuşum.dikkatimide çekmedi mağazada malesef.
şimdide aklıma takıldı.almak istiyorum. ama alacak mağaza yok yakınlarda :((
keşke istediğimiz markaların online alışveriş imkanı olsa..

4 Haziran 2012 Pazartesi

modanisa alışverişim

Yazın gelmesiyle artık kışın kullandığımız şallar artık bizi yakmaya başladı. Bende modanisa'dan online şal alışverişi yaptım. 


 Gri ve mavi en çok kullandığım renkler kıyafet konusunda. Genelde kot giydiğim için aşağıdaki mavili şalı aldım. Dokusuda ince terletmiyor yani. Yaz için rahatça tercih edebilirsiniz. Yine aynı şalın içinde pembe tonları olanınıda aldım. Henüz kullanmadım onu ama kafamdaki duruşunu sevdim. Şallar Armanda'nın.



Bu da en sevdiğim şal. İki renkli. Bi tarafı mint yeşili ki zaten  bu senenin favorisi burda biras karanlık çıkmış ama aslında oldukça parlak görünümlü, diğer tarafı da çok tatlı bi pembe-mor karışımı. Bende ne zamandır almak istiyordum ama bulamamıştım. Bu şalda Armanda'nın. Çok güzel gerçekten rengi duruşu. Bursa gezimde bol bol kullandım bu şalı zaten..



Gözüme bikaç şal daha kestirdim modanisada. Ama Bursa gezimde baya bi şal -eşarp aldım o yüzden şimdilik beklemeye aldım bu listeyi. Yinede ben terazi burcuyum ne de olsa. Ne yapacağım belli olmaz :))
Siz hangi renk şallara takıldınız bu aralar??

31 Mayıs 2012 Perşembe

sephora alışverişim


Herkese merhaba. Bir süredir buralarda yoktum. Bursa'ya tatile gitmiştim ve bugün döndüm. Yazacak çok şey var, fotoğraflar birikti yazılarının yazılmasını bekliyor. Bugün daha önceden hazırladığım postu paylaşıyorum,yorumlarada cvp yazdım bi tek mailler kaldı cvp bekleyen. Bursa maceralarımı da yakında hazırlarım inş.

Daha önceki postlarımdan birinde lorealin göz makyajı temizleyicisini kullandığımı
ama hiç memnun kalmadığımı yazmıştım. Bu yazımı okuyan sevgili sümeyra da bna sephoranın kendi ürünü olan makyaj temizleyicisinden bahsetmişti, çok memnun olduğunu mutlaka tavsiye ettiğini
yazmıştı. Bende alacaklar listesine ekledim ve Ankara'ya gittiğimde ankamallde döne döne sephora mağazasını aradım. Baya bi zor bulduk aslında önünden geçmişiz ama farketmemişiz.
 Neyse bi koşu gidip görevliye aradığım şeyi söyledim o da saolsun çok ilgilendi
hemen ürünü gösterdi ben görür görmez tamam alıyorum bunu dedim.


işte sephoranın göz makyajı temizleyicisi


Ürünü kullanmadan buraya ürün hakkında bişey yazmak istemedim, gördüğünüz gibi yarısına kadar geldi zaten ama gerçekten tek kelimeyle mükemmel daha önce nasıl bu ürünü bilmediğime şaşırıyorum.
 Kolaylıkla makyajı çıkarıyor, etrafa bulaştırmıyor lorealin ürünüyle ilgili yaşadığım sorunları bunda kesinlikle yaşamadım ve çok memnun kaldım sizede tavsiye ediyorum. Pişman olmayacağınız bi ürün ve fiyatıda çok uygun.
17 tl gbi bi fiyatı vardı.ürünü kullandıktan sonra zaten pişman oldum keşke bikaç tane alsaydım diye çünkü yakın zamanda Ankara seyahatim yok, yakınımdaki kentlerde de sephora mağazası yok ve biterse ben ne yapacağım diye şimdiden düşünüyorum kara kara.
Eğer aranızdan biri bna sephoraya uğradığında alıp gönderme nezaketinde bulunursa çok mutlu olurum.




Sephoraya uğramışken bide sevgili meyye's in şu yazısında bahsettiği ve çok severek kullandığını söylediği somon pembesi rengindeki Yves Saint Laurent Rouge Volupte 30 u aldım.bende nasıl durur acaba diye merak ediyorsanız ki ben etmiştim.meyye's in sayfasında dudakta duruşunuda şöyle gösteriyordu.bende çok beğendim kullanınca.bu arada eğer bilmiyorsanız ki bilmeyen nerdeyse hiç yok, meyye's in sayfasına muhakkak göz atın bence.hem kendisi çok güzel (maşallah diyelim Allah nazarlardan saklasın) hem yazıları, blogu..herşeyiyle çok seviyorum bu kızı..

Şimdi siz bu postu okuyun bende Bursa'dayken okuyamadığım bloggerların postlarını okuyayım.  Neler kaçırdım çok merak ediyorum. Bi sonraki postta görüşmek üzere.. Allah'a emanet olun..

12 Mayıs 2012 Cumartesi

espadril modası

ben çok sevdim bu espadril modasını.
hem çok rahatlar hemde renk renk.insana bahar neşesi veriyo sanki.










  
aslında burdakilerin hepsi benim olsun istiyorum.
ama pembesiyle lacivert olanını almaya niyetleyim.
lacivert olanını kotla falanda çok sık kullanırım diye düşünüyorum.
gerçi bu moda biras salaş o yüzden giyimine düşkün olanlar pek tercih etmeyebilirler
helede hemcinslerim arasında topuklu olmayan ayakkabıyı asla giymem diyenler var ki onlar için espadrille ölüm eş anlamlı olabilir :))
gerçi bu espadrillerin dolgu topuklu olanları da var.
ama ben rahatıma düşkün bi insan olduğum için düz olanlarını sevdim.
                             yakın zamandada yaz geçmeden bi tane bari edineyim dimi :))







ankamall de mudo da bikaç espadril görmüştüm sanırım.kapının hemen girişinde satılıyordu.
çiçekli desenleri vardı.
bn tek renk bişey istediğim için almadım ama ilgilenenler bakabilirler.aşağıdaki görsellerde mudonun sayfasından.isterseniz online siparişde edebiliyorsunuz.fiyatlarıda 39 tl 








LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...